Savaş Nedir?
Savaş, tarih boyunca siyasal otoritelerin en belirgin faaliyet biçimlerinden biri olmuştur. Devletin ortaya çıkışıyla birlikte örgütlü şiddet belirli kurumlar aracılığıyla merkezileştirilmiş ve bu şiddet çoğu zaman 'ulusal çıkar', 'güvenlik' veya 'egemenlik' gibi kavramlarla meşrûlaştırılmıştır. Anarşist düşünce ise savaş olgusunu bu resmî söylemlerin bir ürünü olarak görür ve savaşları esasen otorite ile iktidar ilişkilerinin bir sonucu olarak yorumlar. Anarşist teoriye göre savaş, bireylerin doğal eğilimlerinden ziyade siyasal kurumların ve hiyerarşik yapıların ürünüdür. Devlet, kendi varlığını sürdürmek ve genişletmek amacıyla zor kullanma tekelini elinde tutar. Bu tekel yalnızca iç siyasal düzenin sağlanması için değil, aynı zamanda diğer siyasal yapılara karşı yürütülen mücadelelerde de kullanılır. Böylece savaş, devletler arası rekabetin kurumsallaşmış bir biçimi hâline gelir.
Anarşist felsefe modern savaşların çoğunlukla halkların çıkarlarından ziyade siyasal elitlerin ve ekonomik güç odaklarının çıkarlarını yansıttığını ileri sürer. Bu nedenle savaş, geniş kitleler açısından bir yıkım ve zorunlu fedakârlık süreci yaratırken, karar alma süreçleri genellikle bu savaşların yükünü taşımayan sınırlı bir yönetici kesimin elinde toplanır. Anarşist eleştiri tam da bu noktada yoğunlaşır: savaşın maliyetini toplum öderken, savaşın karar mekanizmaları ise toplumun kendisinden kopuk durumdadır. Bu bağlamda anarşizm, savaşın yalnızca askerî bir mesele olmadığını, aynı zamanda siyasal örgütlenme biçimiyle doğrudan ilişkili olduğunu savunur. Hiyerarşik ve merkeziyetçi yapılar varlığını sürdürdükçe, bu yapıların çıkarlarını korumak adına örgütlü şiddetin ortaya çıkması kaçınılmazdır.
Dolayısıyla anarşist perspektifte kalıcı bir barışın koşulu yalnızca savaş emirlerinin sona ermesi değil, aynı zamanda savaşları mümkün kılan iktidar ilişkilerinin ve bütün siyasi ideolojilerin ortadan kaldırılmasıdır. Dolayısıyla anarşist yaklaşım, savaşı insan doğasının kaçınılmaz bir sonucu olarak değil, belirli tarihsel, siyasi ve kurumsal yapıların ürünü olarak değerlendirir. Bu nedenle savaş karşıtlığı, anarşist düşüncede yalnızca etik bir tutum değil, aynı zamanda sosyolojik bir eleştiridir. Otoritenin ve zorlayıcı hiyerarşilerin ortadan kaldırıldığı bir toplumsal düzen tasavvuru, anarşist teori açısından savaşın yapısal nedenlerini ortadan kaldırmanın en radikal yolu olarak görülür. Her savaş ise bir diğeri ile aynı olduğu için anarşizm felsefesine göre tarihteki ve şuanda ki herhangi bir devletin o devletlerin 'terör örgütü' olarak tanımladıkları kuruluşlardan en ufak bir farkı bile yoktur. Devlet kavramını terör örgütü tanımlamasından ayırmak ise çok büyük bir manipülasyondur.
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür