Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi'nin Manifestosu
Biz mülkiyet kavramını tamamen reddediyoruz! Yalnızca özel mülkiyeti değil, yalnızca kapitalistin mülkiyetini değil, yalnızca devletin mülkiyetini değil; mülkiyetin kendisini tamamen reddediyoruz. Çünkü sorun, mülkiyetin kimin elinde bulunduğu değildir. Sorun, herhangi bir bireyin, herhangi bir topluluğun, herhangi bir sınıfın, herhangi bir kolektifin veya herhangi bir devletin bir şey üzerinde sahiplik yetkisi ileri sürebilmesidir. Mülkiyet bir sahiplik iddiasıdır. Bu iddia başkasının kullanımını dışlar, sınırlar ve üzerinde yetki sahibi olduğunu ileri süren kişiye başkaları üzerinde bir güç verir. Biz bu gücü reddediyoruz. Bir insanın “bu benimdir” demesini de, bir devletin “bu bizimdir” demesini de, bir kolektifin “bu topluluğa aittir” demesini de kabul etmiyoruz! Mülkiyetin efendisini değiştirmek, mülkiyeti ortadan kaldırmak demek değildir. Biz efendiyi değiştirmek istemiyoruz. Biz efendiliğin tamamını ortadan kaldırmak istiyoruz. Liberalizm bize özgürlüğün özel mülkiyetle birlikte var olduğunu söyler. Biz bunu reddediyoruz. Bir insanın bir nesne, toprak veya üretim aracı üzerindeki mülkiyet hakkı, o şey üzerinde başkalarını dışlama hakkını da beraberinde getirir. Böylece birinin özgürlüğü bir başkasının dışlanması üzerine kurulu olan bir kavrama dönüşebilir ve bu durum özgürlük değildir. Mülkiyet üzerine kurulmuş özgürlük, mal sahibi olamayan bireylerin özgürlüğünü gasp etmektir. Liberalizm mülkiyeti her bireyin bir hakkı olarak savunur. Biz ise hem özel mülkiyeti hem devletçi mülkiyeti ve hemde kolektivist mülkiyeti tamamen reddediyoruz. Fakat bunun karşısında mülkiyeti topluma devretmeyi de kabul etmiyoruz. Çünkü “toplumsal mülkiyet” mülkiyet kavramının ortadan kaldırılması demek değildir. Bu durum sadece mülkiyetin sahibinin değiştirilmesidir. “Benim” yerine “bizim” demek, mülkiyet kavramını ortadan kaldırmaz. Mülkiyetin çoğul zamirle ifade edilmesi, onu mülkiyet olmaktan çıkarmaz. Sosyalizm özel mülkiyetin egemenliğine karşı çıkabilir. Fakat özel mülkiyetin yerine kolektif, toplumsal veya devlet mülkiyetini koyduğu ölçüde bizim için çözüm değildir. Çünkü mülkiyetin toplumsallaştırılması veya devletleştirilmesi mülkiyetin tamamen yok edilmesi demek değildir. Bir fabrikanın kapitaliste ait olması ile bir fabrikanın devlete ait olması arasında mülkiyet ilişkisi bakımından temel sorun ortadan kalkmış değildir. Sahip değişmiştir ama bu durumda sahiplik kavramı ortadan kalkmamıştır. Biz ise sahipliğin kendisine tamamen karşıyız! Devletin mülkiyetine de, toplumsal mülkiyete de, topluluğun mülkiyetine de karşıyız. Mülkiyetin kırmızı bayrak altında korunmasına da, başka herhangi bir bayrak altında korunmasına da karşıyız. Kolektivist anarşizm ile anarşist komünizm aynı teori değildir. Onları birbirine indirgemiyoruz. Kolektivist anarşizm, özellikle Bakunin'in düşüncesinde, devletin ve kapitalist özel mülkiyetin reddiyle birlikte üretim araçlarının kolektif mülkiyetini savunan ayrı bir anarşist teoridir. Anarşist komünizm ise özellikle Kropotkin'in düşüncesinde, üretim araçlarının ortaklaşa sahiplenildiği ve üretimin komünist ilkeler doğrultusunda örgütlendiği farklı bir anarşist teoridir. İkisini birbirine karıştırmıyoruz. Fakat biz ikisini de reddediyoruz! Çünkü bizim itirazımız yalnızca kapitalist mülkiyete değildir. Bize göre kolektif mülkiyet de bir mülkiyettir. Ortak mülkiyet de bir mülkiyettir. Toplumsal mülkiyet de yine bir mülkiyettir. Bir mülkiyetin herkes tarafından paylaşılması, veya mülkiyetin topluluğa verilmesi onun mülkiyet niteliğini ve dışlayıcılığını ortadan kaldırmaz. İşte bu yüzden biz kolektivist anarşizmin kolektif mülkiyetini de kabul etmiyoruz. Anarşist komünizmin ortaklaşa mülkiyet anlayışını da kabul etmiyoruz. Biz mülkiyetin kolektifleştirilmesini değil, mülkiyetin her biçiminin tamamen ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Bizim için özgür toplum, mülkiyetin daha "adil" dağıtıldığı bir toplum değildir. Özgür toplum, mülkiyetin hiç bulunmadığı toplumdur. Hiçbir birey bir şey üzerinde mutlak sahiplik iddiasında bulunmayacaktır. Hiçbir sınıf bir şey üzerinde sahiplik iddiasında bulunmayacaktır. Hiçbir topluluk bir şey üzerinde sahiplik iddiasında bulunmayacaktır. Hiçbir kolektif bir şey üzerinde sahiplik iddiasında bulunmayacaktır. Hiçbir devlet bir şey üzerinde sahiplik iddiasında bulunmayacaktır ve hiçbir toplum bir fabrikanın sahibi olmayacaktır. Hiçbir mülkiyet biçimine dokunulmazlık tanımıyoruz ve her türlü mülkiyet ilişkisini reddediyoruz. Fakat mülkiyetin olmaması kullanımın da olmaması demek değildir. İnsanlar nesneleri kullanacaktır. İnsanlar toprakta çalışacaktır. İnsanlar evlerde yaşayacaktır. İnsanlar araçlar üretecek ve kullanacaktır. İnsanlar birlikte üretim yapacaktır. İnsanlar birlikte hareket edecektir. Ancak kullanım, kendiliğinden mülkiyet yetkisi yaratmayacaktır. Bir şeyi kullanmak, onun üzerinde sonsuz ve başkalarını dışlayan bir sahiplik iddiasında bulunmak demek değildir. Kullanım ile mülkiyet aynı şey değildir. Biz kullanımı değil, sahipliği reddediyoruz. Biz yeni bir kolektif efendi istemiyoruz! Toplum adına konuşan bir otorite istemiyoruz! Halk adına konuşan bir otorite istemiyoruz! Üreticiler adına konuşan bir otorite istemiyoruz! Devrim adına konuşan bir otorite de istemiyoruz! Çünkü “biz” kelimesi kendiliğinden masum değildir. Birileri “bizim mülkiyetimiz” diyerek başkalarının kullanımını belirlemeye başladığında, mülkiyet yeniden doğmuştur. Birileri “toplum adına” karar vermeye başladığında, otorite yeniden doğmuştur. Birileri “ortak çıkar” adına bireyin neye sahip olacağını, neyi kullanacağını veya ne üreteceğini belirlemeye başladığında, özgürlük yeniden sınırlandırılmıştır. Biz, eski egemenliğin yerine yeni bir egemenlik koymayacağız. Devlet kavramını reddetmek yeterli değildir. Devlet kavramının arkasındaki mülkiyet ilişkilerini de reddetmek gerekir. Çünkü devlet mülkiyeti koruyabilir, tanımlayabilir, devredebilir ve zorla sürdürebilir. Fakat biz devlet ortadan kaldırıldığında mülkiyetin başka biçimlerde yeniden kurulmasına da izin vermeyeceğiz. Kapitalistin yerine kolektifi geçirmek devrim değildir. Devletin yerine toplumsal mülkiyeti geçirmek devrim değildir. Özel mülkiyetin yerine ortak mülkiyeti geçirmek yine bir devrim değildir. Mülkiyetin sahibini değiştirmek devrim değildir. Gerçek kopuş, mülkiyet fikrinin kendisinden kopuştur. Biz daha "adil" bir mülkiyet düzeni istemiyoruz. Biz daha "eşit" dağıtılmış bir mülkiyet düzeni istemiyoruz. Biz daha demokratik mülkiyet sistemleri istemiyoruz. Biz işçilerin mülkiyetini, toplumun mülkiyetini veya kolektifin mülkiyetini istemiyoruz. Biz mülkiyet kavramını hiç istemiyoruz. Bir insanın diğer insanlara karşı veya nesnelere karşı her türlü sahiplik iddiasını reddediyoruz. Bir grubun diğer gruplara karşı sahiplik iddiasını reddediyoruz. Toplumun birey üzerinde sahiplik iddiasını reddediyoruz. Bireyin toplum üzerinde sahiplik iddiasını reddediyoruz. Devletin herkes üzerinde sahiplik iddiasını da reddediyoruz. Hiçbir otoritenin mülkiyeti kutsallaştırmasına izin vermiyoruz. Hiçbir ideolojinin mülkiyeti meşrûlaştırmasına izin vermiyoruz. Hiçbir ekonomik sistemin mülkiyeti özgürlüğün temeli olarak sunmasına izin vermiyoruz. Biz mülkiyetin var olmadığı bir dünya istiyoruz. Ve bunun için mülkiyetin bütün biçimlerini reddediyoruz. Ne kapitalistin mülkiyeti. Ne devletin mülkiyeti. Ne toplumsal mülkiyet. Ne sınıfın mülkiyeti. Ne kolektifin mülkiyeti. Ne komünist mülkiyet. Ne de özel mülkiyet. Hiçbir şekilde hiçbir mülkiyet modelini istemiyoruz! Biz mülkiyetin daha "iyi" bir modelini aramıyoruz. Efendi kavramının kendisini tamamen reddediyoruz. Biz zincirin kime ait olacağını tartışmıyoruz. Zincirin kendisini tamamen kırıyoruz. Biz mülkiyeti yeniden dağıtmayacağız. Mülkiyeti ortadan kaldıracağız. Çünkü özgürlük, bir şeylere sahip olma hakkının herkes için eşit dağıtılması değildir. Özgürlük, hiçbir insanın ve hiçbir kesimin nesneler üzerinde, üretim araçları üzerinde ve hiçbir insan üzerinde mülkiyet iddiasında bulunamadığı bir dünyadır. Bu yüzden biz özel mülkiyete karşıyız! Kolektif mülkiyete karşıyız! Toplumsal mülkiyete karşıyız! Devlet mülkiyetine de karşıyız! Biz mülkiyetin bütün biçimlerine karşıyız! Yaşasın Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi!
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür