NOMASTER
Felsefe

Mihail Bakunin'in Kolektivist Anarşizmi'ni Eleştirmek

2026

I. Kolektivist Anarşizm ile Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi Arasındaki Temel Ayrım

Anarşist düşünce içerisinde devletin reddedilmesi ortak bir başlangıç noktası olabilir; ancak devletin ortadan kaldırılmasından sonra mülkiyetin nasıl ele alınacağı konusunda anarşistler arasında önemli ayrılıklar ortaya çıkar. Mihail Bakunin’in kolektivist anarşizmi ile Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi arasındaki temel ayrım da tam olarak burada ortaya çıkar. Her iki yaklaşım da devletin ve kapitalist tahakkümün reddedilmesini savunurken, mülkiyet kavramına aynı şekilde yaklaşmaz. Bakunin’in kolektivist anarşizmi, kapitalist özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasını ve toprağın ve üretim araçlarının onları kullanan "özgür toplulukların ortak mülkiyetine" geçirilmesini savunur. Buradaki “ortak mülkiyet”, bireysel kapitalistlerin sahipliğinin yerine kolektif bir sahiplik biçiminin geçirilmesi anlamına gelir. Bakunin’in anlayışında üretim araçları belirli bir kapitalistin özel mülkü olmaktan çıkar ve onları kullanan emekçilerin oluşturduğu özgür topluluğun ortak mülkiyetine girer. Bu nokta son derece önemlidir. Çünkü Bakunin’in kolektivist anarşizmi anarşist komünizm değildir. Anarşist komünizmde üretim ve tüketim araçlarının ortaklaşa kullanımıyla birlikte (buradaki ortaklaşa kullanım denilen şey toplumsal mülkiyet anlamındadır bir fabrikanın işçi topluluğuna ait olması anlamında değildir) ürünlerin dağıtımında “ihtiyaca göre” ilkesine dayanan komünist bir yaklaşım bulunurken, Bakunin’in kolektivizmi ise emeğin ürününden emeğe göre yararlanma anlayışını savunur. Dolayısıyla Bakunin’i doğrudan Kropotkin’in anarşist komünizmiyle özdeşleştirmek tarihsel ve teorik olarak yanlıştır. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından sorun başka bir yerde ortaya çıkar. Bakunin kapitalist özel mülkiyeti ortadan kaldırırken mülkiyet ilişkisini tamamen ortadan kaldırmaz. Mülkiyetin öznesi değişir: kapitalist bireyin yerine özgür topluluk geçer. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise tam olarak bu değişimi yeterli görmez. Çünkü ona göre mülkiyetin bireysel olmaktan çıkarılıp topluluğun ortak mülkiyeti hâline getirilmesi, mülkiyet kavramının ortadan kaldırılması değildir. Bu yalnızca mülkiyetin kolektifleşmesidir. Dolayısıyla iki teori arasındaki temel ayrım şu şekilde ifade edilebilir: Bakunin “mülkiyet bireyin değil, özgür topluluğun olmalıdır” derken, Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise “bir şeyin herhangi bir öznenin mülkü olması bir hırsızlıktır” der. Bu, basit bir ekonomik model farklılığı değildir. Bu, anarşizmin mülkiyet sorununa hangi düzeyde müdahale etmesi gerektiği konusunda temel bir teorik ayrılıktır.

II. Bakunin’in Kolektivist Anarşizmi: Kapitalist Özel Mülkiyete Karşı Topluluk Mülkiyeti

Bakunin’in kolektivist anarşizmini anlamanın ilk şartı, onun kapitalist özel mülkiyet ile topluluğun ortak mülkiyeti arasında yaptığı ayrımı kavramaktır. Bakunin’e göre kapitalist mülkiyet, üretim araçlarının küçük bir sahipler sınıfının elinde bulunması ve bu mülkiyet sayesinde başkalarının emeği üzerinde ekonomik güç kurulması nedeniyle özgürlükle bağdaşmaz. Toprak, fabrika, maden veya diğer üretim araçları tek tek kapitalistlerin özel mülkü olduğunda, üretim araçlarına erişemeyen insanlar bu mülk sahipleriyle ekonomik bir ilişkiye girmek zorunda kalabilir. Bakunin’in kapitalizm eleştirisinin önemli bir bölümü bu ekonomik bağımlılığa dayanır. Ona göre ekonomik eşitsizlik, siyasal eşitsizlikten ayrı düşünülemez. Fakat Bakunin’in çözümü üretim araçlarının hiçbir biçimde mülkiyet konusu olmaması değildir. Onun çözümü, üretim araçlarının kapitalist bireylerin elinden alınarak onları kullanan özgür toplulukların ortak mülkiyetine geçirilmesidir. Burada “topluluk” kavramı belirleyicidir. Bakunin’in teorisini anlatırken üretim araçlarının soyut bir biçimde “toplumun” mülkiyetine geçtiğini söylemek, onun kolektivist anarşizminin özgül niteliğini bulanıklaştırır. Bakunin’in savunduğu şey merkezî bir toplum organının veya devletin mülkiyeti değildir. Özgür ve federal biçimde örgütlenmiş emekçi topluluklarının ortak mülkiyetidir. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise tam da bu noktada Bakunin’den ayrılır. Çünkü bir üretim aracının onu kullanan topluluğun ortak mülkiyetinde olması, kapitalist özel mülkiyetten farklı olsa da hâlâ bir mülkiyet ilişkisidir. Bir fabrikanın kapitaliste ait olması ile bir fabrikanın onu kullanan topluluğa ait olması elbette aynı şey değildir. İlkinde bireysel kapitalist mülkiyet, ikincisinde ise kolektif mülkiyet söz konusudur. Bu nedenle Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi Bakunin’in kapitalist mülkiyet eleştirisini reddetmez. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi teorisinin reddettiği şey, kapitalist mülkiyetin çözümünün kolektif mülkiyet olduğu varsayımıdır. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından gerçek kopuş, mülkiyetin sahibini değiştirmek değil, sahiplik kategorisinin kendisini tamamen ortadan kaldırmaktır. Bir üretim aracını kullanmak için onun sahibi olmak gerekmez. Bir topluluğun bir üretim aracını kullanabilmesi için onun üzerinde kalıcı bir mülkiyet yetkisi kurması gerekmez. Dolayısıyla Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi teorisinde kullanım ile mülkiyet arasında zorunlu bir bağ bulunduğu varsayımı reddedilir. Bu nedenle Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi, Bakunin’in kolektivizmini kapitalizme kıyasla daha özgürlükçü bir yapı olarak kabul edebilse bile, onu mülkiyet sorununa verilmiş nihai bir anarşist cevap olarak kabul etmez.

III. Kolektif Mülkiyet Neden Hâlâ Mülkiyettir?

Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin Bakunin’e yönelik en temel teorik itirazı burada ortaya çıkar: Mülkiyetin sahibi değiştiğinde mülkiyet ilişkisi ortadan kalkmaz. Kapitalist mülkiyette “bu fabrika benimdir” denilir. Kolektivist mülkiyette ise “bu fabrika topluluğundur” denilir. İki ifade aynı siyasal ve ekonomik yapıyı yaratmaz; ancak ikisinin de ortak noktası, belirli bir nesne üzerinde sahiplik iddiasının bulunmasıdır ve bunların her ikisi de bir tahakkümdür. Dolayısıyla Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi teorisi açısından mesele, “özel mülkiyet mi daha iyi yoksa kolektif mülkiyet mi?” sorusundan önce gelir. Asıl soru şudur: Neden herhangi bir mülkiyet biçimine ihtiyaç vardır? Bir topluluk belirli bir üretim aracının sahibi olduğunda, o topluluk o üretim aracı üzerinde sahiplik iddiasında bulunur. Bu sahiplik iddiası da doğal olarak başkalarının o üretim aracına erişimini veya kullanımını sınırlayabilecek bir ilişki yaratır. Burada “sahiplik” ile “kullanım” arasındaki ayrım belirleyicidir. Bir insanın bir nesneyi kullanması, o nesnenin onun mülkü olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde birkaç insanın birlikte bir nesneyi kullanması da o nesnenin kendisini kullanan topluluğun ortak mülkü olması gerektiği anlamına gelmez. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi bu nedenle kullanımın mülkiyetten önce geldiğini savunur. Bir nesne fiilen kullanılıyorsa, onun kullanımı gerçekleşmektedir; fakat buradan kalıcı bir sahiplik yetkisi türetilmesi gerekmez. Bu yaklaşım Bakunin’in kolektivizmine yönelik eleştirinin merkezidir. Bakunin kapitalist mülkiyetin ortadan kaldırılmasını isterken mülkiyeti topluluğa aktarır. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise mülkiyetin aktarılmasını değil, mülkiyet ilişkisinin ve mülkiyet kategorisinin tamamen ortadan kaldırılmasını ister. Bu nedenle teorinin adı yalnızca retorik bir tercih değildir. “Tamamen Mülkiyetsizlik” ifadesi, özel mülkiyetin yerine hem kolektif mülkiyetin hemde komünist düzenin geçirilmesini de reddeden bir ilkeyi ifade eder. Kapitalistin “benim fabrikam” demesiyle topluluğun “bizim fabrikamız” demesi veya anarşist-komünizm açısından bakacak olursak toplumun "bizim fabrikamız" demesi arasında büyük bir tarihsel ve ekonomik fark vardır. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından her üç durumda da aynı temel kategorinin varlığı sürmektedir: mülkiyet.

IV. Topluluğun Mülkiyeti ve Dışlama Problemi

Bakunin’in kolektivist anarşizmi merkezî devlet mülkiyetini savunmaz. Onun tasavvurunda üretim araçlarının ortak mülkiyeti, özgür topluluklar ve onların federasyonları aracılığıyla örgütlenir. Bu nedenle kolektivist anarşizmi devletçi kolektivizmle özdeşleştirmek yanlış olur. Ancak Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin eleştirisi de zaten devletin varlığına dayanmaz. Sorun, merkezî bir devletin ortaya çıkıp çıkmamasından önce, bir topluluğun herhangi bir nesne üzerinde mülkiyet hakkına sahip olup olmamasıdır. Bir topluluk bir tarlayı ortak mülkiyetinde bulunduruyorsa, o topluluk bu tarla üzerinde bir sahiplik iddiasında bulunmaktadır. Bu sahiplik iddiası, başka bir topluluğun aynı tarlayı kullanmak istemesi durumunda önem kazanır. Burada kaçınılmaz olarak bir soru ortaya çıkar: Hangi topluluğun kullanım hakkı önceliklidir? Bakunin’in federalist ve özgür birliklere dayanan yaklaşımı bu tür sorunların merkezî bir otorite tarafından çözülmesini reddeder. Bu, onun anarşizminin önemli bir özelliğidir. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından merkezî otoritenin reddedilmesi tek başına yeterli değildir. Çünkü merkezî olmayan bir mülkiyet ilişkisi de hâlâ mülkiyet ilişkisidir ve hatta bu durumda hâlâ bir otoritedir. Bir topluluğun bir kaynağa sahip olması, onun dışındaki insanların bu kaynağı kullanmasını sınırlandırabilecek bir yetki doğurur. Bu sınırlandırma merkezî bir devlet tarafından uygulanmasa bile, mülkiyet iddiasının kendisi bu dışlama ilişkisini yaratabilir. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi teorisi bu nedenle “topluluğun mülkiyeti” kavramını reddederken toplulukların birlikte hareket etmesini reddetmez. İnsanlar birlikte yaşayabilir, birlikte üretim yapabilir ve belirli kaynakları birlikte kullanabilir. Ancak bu birliktelik, kullanılan şeyin topluluğun mülkü hâline gelmesini veya herhangi bir fabrikanın bütün toplumun mülkü haline gelmesini gerektirmez. Bu ayrım son derece önemlidir: Ortak kullanım, ortak mülkiyet değildir. Bir grup insan bir nesneyi birlikte kullanabilir fakat o nesne üzerinde kalıcı bir sahiplik iddiasında bulunmayabilir. Böylece ortaklaşma korunurken mülkiyet ortadan kaldırılabilir. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin Bakunin’e itirazı tam olarak burada keskinleşir. Bakunin ortak mülkiyeti anarşist toplumun ekonomik temellerinden biri olarak görürken, Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise ortak kullanım ile mülkiyet arasında zorunlu bir bağ kurmayı reddeder.

V. Emek ve Ürünün Sahipliği Meselesi

Bakunin’in kolektivist anarşizmi ile anarşist komünizm arasındaki ayrımın en belirgin olduğu konulardan biri emeğin ürünüdür. Bakunin, üretim araçlarının özgür toplulukların ortak mülkiyetinde olmasını savunurken, üreticinin emeğinin ürününden emeğine göre yararlanması anlayışını benimser. Bu bakımdan onun yaklaşımı, Kropotkin gibi anarşist komünistlerin ihtiyaç ilkesine dayalı dağıtım anlayışından ayrılır. Bu ayrım Bakunin’in teorisini doğru anlamak açısından önemlidir. Bakunin’in kolektivizmi, “her şey ihtiyaca göre dağıtılmalıdır” biçimindeki anarşist komünist ilkeyle özdeş değildir. Onun yaklaşımında emek ve emeğin karşılığı daha merkezî bir konuma sahiptir. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından burada da daha temel bir soru vardır: Emeğin ürünü kime aittir? Eğer cevap birey ise, kişisel mülkiyet ilişkisi korunmuş olur. Eğer cevap topluluk ise, kolektif mülkiyet ilişkisi ortaya çıkar. Her iki durumda da ürün üzerinde sahiplik kategorisi bulunmaktadır. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise üretim ile mülkiyet arasındaki zorunlu bağı reddeder. Bir insanın bir nesneyi üretmiş olması, o nesnenin onun mülkü olması gerektiği anlamına gelmez. Aynı şekilde birkaç insanın birlikte üretim yapması da ürettikleri şeyin onların ortak mülkü olması gerektiği anlamına gelmez. Bu yaklaşım, emeğin değersiz olduğunu söylemez. Tam tersine, emeğin insan yaşamındaki gerçekliğini kabul eder; fakat emeğin mülkiyet hakkı üretmesi gerektiğini reddeder. Böylece Bakunin’in “emeğe göre dağıtım” anlayışı da teorik olarak sorgulanır. Çünkü bir şeyin kimin hakkı olduğu üzerine kurulmuş bir dağıtım sistemi, öncelikle dağıtılacak şey üzerinde bir hak sahipliği varsayar. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise dağıtım sorununu mülkiyet sorunundan ayırmaya çalışır. Bir şeyin ihtiyaç duyanlara veya kullananlara ulaşması için onun önceden bir mülkiyet öznesine ait olması gerekmez. Bu nedenle Bakunin’in kolektivizmi kapitalist mülkiyete karşı radikal bir alternatif oluştururken, Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından ise hâlâ “ürün kime aittir?” sorusunun içinde kalmaktadır. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise bu sorunun kendisini tamamen ortadan kaldırmayı hedefler.

VI. Topluluk Karşısında Birey: Mülkiyetsiz Bir Ortaklaşma

Bakunin bireysel özgürlüğü güçlü biçimde savunan bir anarşisttir. Onun düşüncesini bireyi topluluğa feda eden basit bir kolektivizm olarak göstermek doğru değildir. Bakunin için özgür bireyin özgürlüğü, diğer insanların özgürlüğüyle bağlantılıdır ve özgürlük ancak özgür insanlar arasındaki ilişkiler içerisinde gerçekleşebilir. Bu nedenle Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin eleştirisi Bakunin’in birey karşıtı olduğu iddiasına dayanmaz. Daha farklı bir noktaya dayanır: Topluluğun ortak mülkiyeti, topluluğa bireysel kullanım üzerinde belirli bir hak tanımlama imkânı verir. Bir topluluk bir nesnenin ortak sahibi olduğunda, o topluluk yalnızca birlikte hareket eden insanlar topluluğu olmaktan çıkar ve belirli bir nesne üzerinde sahiplik ilişkisi bulunan bir özne hâline gelir. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise toplulukların varlığını değil, topluluğun mülkiyet öznesine dönüşmesini reddeder. İnsanlar istedikleri zaman bir araya gelebilirler. Birlikte çalışabilirler. Birlikte üretim yapabilirler. Birbirlerine yardım edebilirler. Ortak amaçlar geliştirebilirler. Fakat bütün bunların gerçekleşmesi için “bu bizim mülkümüzdür” şeklinde kalıcı bir sahiplik ilişkisi kurmaları gerekmez. Bu anlayış, birey ile topluluk arasındaki ilişkiyi de farklılaştırır. Topluluk bireyin üzerinde mülkiyet sahibi değildir; birey de topluluğun üzerinde mülkiyet sahibi değildir. Çünkü mülkiyet ilişkisi her iki yönde de reddedilmiştir. Burada Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin rasyonel egoizm anlayışı önem kazanır. Birey kendi çıkarlarını gözetir ve kendi yaşamı üzerinde mümkün olduğunca doğrudan belirleyici olmak ister. Fakat başka bireylerin de kendi çıkarlarına sahip olduğu kabul edilir. Dolayısıyla amaç bireyin topluluğa boyun eğmesi değildir. Fakat amaç bireyin diğer bireyleri mülkiyet yoluyla kendisine bağlaması da değildir. Bu açıdan Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi, Bakunin’in kolektivizmini tersine çevirmeye çalışmaz; onun ötesine geçmeye çalışır. Ortaklaşmayı korur fakat ortak mülkiyeti reddeder. Birlikteliği korur fakat sahipliği reddeder. İşbirliğini mümkün görür fakat işbirliğinin mülkiyet hakkına dönüşmesini tamamen reddeder.

VII. Bakunin’in Kolektivizminin Aşılması

Bakunin’i yıkmak, onun bütün düşüncesini tarihsel olarak değersiz ilan etmek değildir. Böyle bir yaklaşım hem gereksiz hem de teorik olarak zayıf olur. Bakunin, anarşist düşüncenin devlet, kapitalizm ve otorite eleştirisine son derece önemli katkılar yapmıştır. Onun kolektivist anarşizmi, kapitalist özel mülkiyetin yerine özgür toplulukların ortak mülkiyetini koyarak kendi dönemindeki sosyalist ve anarşist tartışmalar içerisinde özgün bir konum oluşturmuştur. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi teorisi açısından Bakunin’in teorisi son nokta değildir. Çünkü Bakunin’in sorusu büyük ölçüde şudur: Üretim araçları kapitalistlerin elinden alındığında kimin ortak mülkiyetinde olacaktır? Cevabı ise özgür toplulukların ortak mülkiyetidir. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise soruyu daha geriye götürür: Neden üretim araçlarının herhangi bir öznenin mülkiyetinde olması gerekmektedir? Bu soru, kolektivist anarşizmin temel varsayımına doğrudan müdahale eder. Bakunin kapitalist mülkiyetin kaldırılmasıyla ekonomik tahakkümün temelini ortadan kaldırmayı amaçlar. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise kolektif mülkiyetin de belirli bir sahiplik ve dışlama ilişkisini koruyabileceğini savunarak daha ileri bir çözüm önerir. Burada Bakunin’in teorisi kapitalizmin ötesine geçer; fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi kolektivizmin de ötesine geçmeye çalışır. Bu nedenle iki teori arasındaki fark “kapitalizm mi, kolektivizm mi?” değildir. Daha temel bir fark vardır: Mülkiyet korunacak mı, yoksa mülkiyet kategorisi tamamen ortadan kaldırılacak mı? Kolektivist anarşizm ikinci seçeneğe kadar gitmez. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise anarşist mülkiyet karşıtlığının mantıksal sonucunun burada bulunduğunu ileri sürer. Eğer kapitalist mülkiyetin sorunlu olmasının nedeni bir insanın bir üretim aracı üzerinde sahiplik kurarak başkalarının kullanımını dışlayabilmesi ise, aynı dışlama yeteneğinin kolektif bir sahiplik ilişkisi içerisinde bulunması da sorgulanmalıdır. Elbette bu iki mülkiyet biçiminin tarihsel ve ekonomik sonuçları aynı değildir. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin eleştirisi kolektivist anarşizm ile kapitalizmin sonuçlarının aynı olduğu iddiasına dayanmaz. Tamamen Mülkiyetsizlikçi Anarşist eleştiri, her iki biçimin de aynı temel kategoriyi, yani mülkiyeti, muhafaza ettiği ve bu muhafazakârlık üzerinden bir tahakküm oluşturduğu iddiasına dayanır. Dolayısıyla Bakunin’in kolektivizmi, Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından anarşizmin son aşaması değil, mülkiyetin kapitalist biçiminden kolektif biçimine geçiş aşamasıdır ve bu da kötüdür.

VIII. Sonuç: Mülkiyetin Sahibinin Değiştirilmesi Değil, Mülkiyetin Tamamen Ortadan Kaldırılması Gerekmektedir

Bakunin’in kolektivist anarşizmi ile Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi arasındaki ayrım, anarşist düşüncenin mülkiyet sorununa ilişkin en temel sorularından birine dayanır. Bakunin kapitalist özel mülkiyeti reddeder ve üretim araçlarının onları kullanan özgür toplulukların ortak mülkiyetine geçirilmesini savunur. Bu nedenle onun düşüncesini anarşist komünizmle özdeşleştirmek doğru değildir. Bakunin kolektivist anarşisttir ve özellikle emeğe göre bölüşüm anlayışıyla anarşist komünist yaklaşımlardan ayrılır. Ancak Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından Bakunin’in kolektivizmi yine de yeterince radikal değildir. Çünkü kapitalistin mülkiyetini ortadan kaldırmak başka, mülkiyetin kendisini tamamen ortadan kaldırmak başkadır. Kapitalistin sahipliği yerine topluluğun ortak sahipliği getirildiğinde kapitalist mülkiyet ilişkisi sona erer; fakat mülkiyet kategorisi sona ermez. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin iddiası ise tam olarak budur: Mülkiyetin özgürlükçü bir modeli yoktur. Ne kapitalist birey, ne devlet, ne herhangi bir siyasal örgütlenme, ne de özgür topluluklar bir nesne üzerinde başkalarını dışlayan kalıcı bir sahiplik hakkına ihtiyaç duymalıdır. Bu, toplulukların ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Aksine insanlar istedikleri biçimde birliktelikler kurabilirler. Fakat birliktelik ile mülkiyet birbirinden ayrılır. Bir topluluk bir şeyi birlikte kullanabilir; fakat onun sahibi olmak zorunda değildir. Bir insan bir şeyi kullanabilir; fakat onun sahibi olmak zorunda değildir. İnsanlar birlikte üretebilir; fakat üretim sonucunda zorunlu olarak bir mülkiyet hakkı yaratmak zorunda değildir. Böylece Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi, Bakunin’in kolektivizminin temel sorusunu tersine çevirir. Bakunin’in sorusu: “Mülkiyet kapitalistin elinden alındığında kimin olacaktır?” Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi’nin cevabı: “Neden herhangi bir mülkiyet biçimi var olmalıdır?” İşte Bakunin’e yöneltilen teorik saldırının merkezi buradadır. Bakunin kapitalist mülkiyeti yıkmak ister. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise yalnızca kapitalist mülkiyeti değil, mülkiyetin kendisini komple hedef alır. Bakunin üretim araçlarını özgür toplulukların ortak mülkiyetine geçirmek ister. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi, özgür toplulukların dahi mülkiyet sahibi olmasının bir hırsızlık olduğunu savunur. Bakunin mülkiyetin öznesini değiştirir. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi ise mülkiyet kavramının kendisini ortadan kaldırır. Bu nedenle Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi açısından anarşizmin mülkiyet sorunundaki nihai kopuşu, kapitalistin mülksüzleştirilmesi veya burjuvasızlık değildir. Asıl kopuş, mülkiyetin herhangi bir biçiminin zorunlu bir toplumsal kurum olmaktan çıkarılmasıdır. Anarşizm yalnızca devletin var olmadığı bir dünya istemekle yetinmemelidir; aynı zamanda bireylerin ve toplulukların birbirleri üzerinde kalıcı şekilde tahakküm kurmalarına imkân verebilecek ilişkilerin tamamını ortadan kaldırmalıdır ve tam olarak Bakunin bu noktayı anlayamamıştır. Bu nedenle Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi, Bakunin’in kolektivist anarşizmini anarşizmin düşmanı olarak değil, fakat aşılması gereken bir eksiklik olarak görür. Bakunin kapitalist mülkiyetin zincirlerini kırmıştır. Fakat Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi teorisi zincirin sahibini değiştirmenin önemsiz bir şey olduğunu ve bu durumun tahakkümü ortadan kaldıramadığını iddia eder. Tamamen Mülkiyetsizlik Anarşizmi'nin amacı zinciri tutan eli değiştirmek değil, tüm zinciri kökünden koparıp atmaktır.

Yazar: Oğuzhan Kurt

↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE  ·  TÜM İÇERİK

© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür