NOMASTER
Felsefe

Muhafazakârlık Nedir?

2026

1. Muhafazakârlık Nedir?

Muhafazakârlık, bireyin kendi aidiyet ilişkisini psikolojik olarak korumak istemesi ve o an aidiyetini değiştirmek istemiyorsa, kendi psikolojik tatmini uğruna o anki aidiyet ilişkisini değiştirmemesi üzerine kurulu bir psikolojik tutumdur. Bu tutum, bir ideoloji ya da bir yaşam tarzı ilkesiyle ilgili bir şey değildir; insanın varoluşuna içkin bir özelliktir. Örneğin bir bireyin, kendisini modernizm kültürüne ait hissettiği için modernlik kavramından çıkmaması, ya da modernliği sevdiği için bütün dünyanın modern olmasını istemesi bir muhafazakârlıktır. Fakat burada bir ayrım yapmak gerekir. Çünkü bir bireyin herhangi bir kültürü sevmesi başka bir şeydir; o bireyin kendi kültürünü fanatikleştirip etrafa empoze etmek istemesi ve bu empoze tutumu aracılığıyla kendisini tatmin etmeye çalışması bambaşka bir şeydir. Bu makalede, bu iki tutumu birbirinden ayırarak kavramsal bir analiz yapacağım.

2. Radikal Olmayan Muhafazakârlık ve Radikal Muhafazakârlık Arasındaki Ayrım

Radikal olmayan muhafazakârlık, herhangi bir değerin herkese empoze edilmek istenmemesi ve bireyin kendi öznel aidiyetini, ortada hiçbir fanatizm yokken, bireysel olarak ya da kendi sosyal çevresi içinde yaşayabilmesi demektir. Bu muhafazakârlık boyutunda kimse kimseye bir şey empoze etmez ve kimse kimseye itaât etmez. Burada herkes, siyasal olmayan aidiyet ilişkisini kendi özel hayatında ya da kendi arkadaşlarıyla yaşar. Bu noktada, radikal olmayan muhafazakâr bireyin kültürü, ideolojisi ya da dini inancı önemli değildir. Yani örneğin çarşaf giymek isteyen bir Müslüman, kendisini ait hissettiği çarşafa ve İslam kültürüne kimseyi zorla çekmeden kendisini ait hissediyorsa ve kimsenin değerine tahakküm kurmuyorsa, bu durumda çarşaflı birey radikal muhafazakâr olmamış olur. Bu durumda o birey sadece doğal bir aidiyet ihtiyacını tatmin ediyordur ve bu bir haktır. Aynı şekilde bir ateist de, ateizm kavramına kendisini ait hissediyorsa ve buradan bir özel hayat ilkesi oluşturuyorsa fakat bu durumda ateist birey eğer ateizmi kimseye empoze etmiyorsa ve ateist birey kimseye ateizmi empoze etmeden ateizme inanıyorsa bu durumda ateist birey kimseye kendi değerini empoze etmediği için radikal olmayan bir muhafazakâr olmuş olur. Fakat şunu söylemeliyim: eğer ateist birey ateizmi başkalarına empoze eder, ateizm üzerinden hiyerarşik bir ilişki kurmak ister ya da "ben ateist olmayan insanlarla konuşmam!" derse, bu durumda ateist birey, ateist olmayanı dışladığı için doğrudan radikal muhafazakârdır. Çünkü bu durumda o ateist birey, kendisiyle konuşmak isteyen insanlara zorla bir kural koymuş olur; ve empoze edilen her kural bir radikal muhafazakârlık ilişkisidir. Burada radikal olan muhafazakârlık ile radikal olmayan muhafazakârlığı birbirinden ayırt etmek gerekir, çünkü çoğu insan muhafazakârlığın ne olduğunu bilmemektedir. Radikal muhafazakârlık, herhangi bir teoriyi tahakküm için kullanmak ve siyasal olmayan ideolojinin içeriğinden bağımsız olarak, insanların herhangi bir teoriyi bir emir ilişkisi hâline getirmesi ve bu emir ilişkisi aracılığıyla insanların kendisine itaât etmeyeni garipsemesi ya da dışlamasıyla ilgili bir tutumdur; ve bu tutum bir ideoloji değildir. Bu tutum bir kişilik özelliğidir. Yani dediğim gibi, çarşaflı bir insan kendi giydiği çarşafı siyasallaştırmıyorsa ve kimseye empoze etmeden çarşaf giyiyorsa, bu durumda o kişi radikal muhafazakâr değildir. Ateist bir yobaz ise, ateist olmayanı toplumdan dışlamak istiyorsa, bu durumda ateist birey radikal muhafazakâr ve yobazdır. Türkiye gibi ülkelerde de bunun sayısız örneği mevcuttur...

3. Radikal Muhafazakârlığın Kıyafetlerle Bir İlişkisi Yoktur

Radikal muhafazakârlık tanımlanırken en çok karıştırılan şey, onun bir yaşam tarzı ya da kültür olduğu varsayımıdır; ve bu varsayım çok büyük bir cehâlettir. Radikal muhafazakârlık bir kıyafet ya da kültür stili değil, psikolojik ve davranışsal bir tutumdur. Bu tutum, hem herhangi bir toplumsal ideolojiyi sırf kendi çıkarınız için değiştirmemek, hem de herhangi bir kültürü ya da ideolojiyi, o değerler silsilesini benimsemek istemeyenlere empoze etmekle ilgili bir durumdur. Örneğin bir Atatürkçünün, Anıtkabir'e gidilirken bir insanın oraya çıplak giremeyeceğini söylemesi bir radikal muhafazakârlıktır. Çünkü her empoze ilişkisi radikal muhafazakârlık demektir ve bir bireyin istediği gibi gezmesini engellemek, doğrudan bir empoze ilişkisi kurmak demektir. Ayrıca "herkesin ahlâkı kendisinedir" ilkesiyle, şu anki Atatürkçülerin kendilerini tatmin etmek için Anıtkabir'e çıplak girilemeyeceğini iddia edip bu zihniyeti dogmalaştırması, doğrudan "herkesin ahlâkı kendisinedir" ilkesiyle çelişmektedir. Burada çıplak dolaşıp dolaşmamak önemli değildir. Ben sadece size kavramsal bir analiz sunuyorum ve bu analizi metaforlarla anlatmaya çalışıyorum. Yoksa zaten bir bireyin çıplaklığı başkalarına empoze etmesi de bir radikal muhafazakârlıktır; fakat burada empoze edilen olgunun bir kabahâti yoktur... Yani kısacası radikal muhafazakârlık bir ideoloji değil, bir tutumdur ve bu tutumu her insan gösterebilir. Eğer kendi değerlerinize uymayanı düşman ilan ediyorsanız, kendiniz gibi düşünmeyeni "ilkel" olarak tanımlıyorsanız ya da kendinize benzemeyeni garipsiyorsanız, bu durumda siz doğrudan bir radikal muhafazakârsınız; ve aynı zamanda, bunları yapıyorsanız, bu durumda siz bir yobazsınız, bu kadar basit. Zaten tam olarak bu sebepten dolayı, çarşaflı bir insan eğer fanatizm yapmıyorsa ve kendisine benzemeyeni düşman ilan etmiyorsa, bu durumda o çarşaflı birey radikal muhafazakâr değildir. Bunun aksine bir sosyalist, eğer sosyalizmi birilerine empoze ediyorsa ve sosyalist olmak istemeyene düşman oluyorsa, bu durumda o sosyalist birey doğrudan radikal muhafazakâr ve yobazdır. Bu durum kavramlarla ilgili bir şey değildir; insanların karakteriyle ilgili bir şeydir. Fakat bir önceki makalemde "fanatizm siyasi olmayan ideolojilere dışsaldır fakat fanatizm siyasi ideolojilere içkindir" demiştim. Hâlâ bu argümanı savunuyorum; fakat bu makalede ben size, muhafazakârlığın herhangi bir kavram tarafından savunulmasından ziyade, muhafazakârlık kavramının psikolojik bir şey olduğunu ve bu psikolojik duygunun bazı kavramlara dışsal, bazı kavramlara ise içkin olduğunu söylüyorum. Muhafazakârlığın içkin olduğu tek kavram sınıfı siyâsettir. Bu kavram haricinde başka bir görüş kavramına ya da herhangi bir olguya, muhafazakârlık içkin değil, dışsaldır. Dolayısıyla bir çarşaflı birey eğer çarşafı birilerine empoze ederse, bu durumda çarşaf nesnesi radikal muhafazakâr değil, çarşafı empoze eden birey bireysel olarak radikal muhafazakârdır. Fakat herhangi bir siyasi ideoloji savunan birey, sırf siyasi ideoloji savunduğu için bizâtihi olarak bir radikal muhafazakârdır; ve bu iki durum birbirinden ayırt edilmelidir. Birinde birey radikal muhafazakârdır, fakat diğerinde doğrudan kavramın kendisi ve birey radikal muhafazakârdır.

4. Kendi İdeolojinin Eleştirilmesini Hazmedemiyorsan Bu Durumda Sen Bir Muhafazakârsın

Muhafazakârlığın bir diğer boyutu da, insanın kendi ideolojisinin ya da kendi yaşam tarzının eleştirilmesini hazmedememesidir. Hatta çoğu zaman bu durum, radikal muhafazakârlık olmasa da, radikal muhafazakârlığı körükleyen en büyük tutumdur. Örneğin bir komutanın, kendi verdiği emrin sorgulanmasını istememesi ve bunu kendisine yedirememesi doğrudan bir muhafazakârlıktır. Çünkü bu durum bir dogmatizmdir ve her türlü dogmatizm bir muhafazakârlıktır. Aynı şekilde bir komutanın, kendi verdiği emri empoze ederek askerlerden zorla itaât beklemesi ise doğrudan radikal muhafazakârlık ve yobazlıktır. Çünkü radikal muhafazakârlık kavramında bireyin ne empoze ettiği önemli değildir. Radikal muhafazakârlık kavramında her türlü empoze ilişkisi, her türlü fanatizm ve bir şeyi empoze eden her insan bir radikal muhafazakârdır, bu kadar basit. Radikal olmayan muhafazakârlık türünde ise, her türlü siyasal olmayan aidiyet ilişkisi, tahakküm için kullanılmadığı müddetçe radikal olmayan bir muhafazakârlıktır. Ama siyasal olmayan bir aidiyet ilişkisini, o aidiyet ilişkisine dışsal olarak birilerine empoze etmek ya da fanatizm yapmak, yine bir radikal muhafazakârlıktır. Burada siyasal olmayan bir kavram işin içine girdiğinde birey radikal muhafazakârdır; ve bu durumda siyasal olmayan kavram özünde radikal muhafazakâr değildir. Fakat siyasal bir ideoloji işin içine girdiğinde, hem siyasal ideolojinin kendisi hem de o siyasal ideolojiyi savunan birey aynı anda radikal muhafazakârdır.

5. Sonuç

Bütün bu ayrımların ve tespitlerin vardığı yer tek bir noktadır: muhafazakârlık bir ideoloji değil, bir tutumdur. O, insanın neye inandığıyla değil, inandığı şeyle nasıl bir ilişki kurduğuyla ilgilidir. Bir insanı radikal muhafazakâr yapan şey çarşafı, islamı, ateizmi, modernliği ya da herhangi bir kültürü değildir; onu radikal muhafazakâr yapan şey, o değeri başkasının üzerine bir yük gibi bindirme, ona uymayanı garipseme, dışlama ya da düşman ilan etme isteğidir. Kısacası radikal muhafazakârlık bir içerikte değil, bir karakterde yaşar. Bu yüzden aynı değer, bir insanın elinde masum bir aidiyet veya radikal olmayan bir muhafazakârlık, bir başkasının elinde ise bir tahakküm aracı olabilir. Burada radikal muhafazakârlığı radikal muhafazakârlık yapan şey aidiyet için kullanılan içerik değil, o içeriği taşıyan kişinin niyeti ve tutumudur. İşte bu yüzden hiçbir kültür, hiçbir metafizik inanç ve hiçbir siyasal olmayan görüş kendi başına radikal muhafazakâr değildir; radikal muhafazakâr olan şey, onu bir empoze aracına veya onları bir fanatizm aracına çeviren bireylerdir. Burada tek istisna siyâsettir. Çünkü siyasi bir ideoloji, doğası gereği zaten bir empoze ilişkisidir; empoze etmekten vazgeçtiği an bir şey siyasi olmaktan çıkar. Bu yüzden radikal muhafazakârlık, siyasi olmayan her şeye dışarıdan bulaşan bir tutumken, siyâsete ise içkin bir zorunluluktur. Bir çarşaf ya da bir felsefi teori ancak biri onu dayattığında radikal muhafazakârlaşırken; bir siyasi ideoloji ise daha savunulduğu anda hatta var olduğu anda direkt radikal muhafazakârdır. O hâlde mesele bir kez daha en yalın hâline iner: önemli olan şey neye inanıldığı değil, inanılan ideolojinin bir başkasına dayatılıp dayatılmadığıdır. İnanabilirsin, sevebilirsin, bağlanabilirsin ya da bir aidiyetin olabilir; ama bunların hiçbiri seni özünde radikal muhafazakâr yapmaz. Seni radikal muhafazakâr yapan tek şey, kendi doğrunu bir başkasının özgürlüğünün önüne koyduğun andır. Geri kalan her şey senin hakkındır; dayatmak ve tahakküm ise hiçbir zaman bir hak değildir. İşte bu sebeplerden dolayı radikal muhafazakârlık siyasi olmayan ideolojilere dışsal ve siyasi olan her türlü ideolojiye ise içkindir ve bu yüzden dünyadaki her türlü siyasal kesim bizâtihi olarak radikal muhafazakârdır ve aynı zamanda siyasal kesimlerin "biz muhafazakâr değiliz" diye kendilerini kandırması ekstra bir muhafazakârlık ve dogmatizmdir.

Yazar: Oğuzhan Kurt

↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE  ·  TÜM İÇERİK

© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür