Dünyaya Bir Mektup
Dünya, Bir kez daha aynı yalanın içinde boğuluyorsun. Güç sahipleri kendi savaşlarını “güvenlik”, “savunma” ve “fetih” kelimeleriyle süslüyor. Ama gerçekte olan tek şey var: iktidarların aç gözlülüğü. Bugün İran devletine karşı İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri bir müttefik olarak konumlanmış görünüyor. Her bir devlet kendi haklılığını îlan ediyor. Her biri kendisini toplumlara tehdit altında gösteriyor. Ama dışarıdan bakıldığında görünen tablo farklı: Üçü de aynı dili konuşuyor—güç, kontrol, fetih ve tahakküm dili. Devletler, varlıklarını sürdürmek için kriz üretir. Krizler ise korku yaratır. Korku ise itaât doğurur. Ve itaât, onların en büyük silahıdır çünkü devletler kendi teröristliklerini itaât kavramı aracılığıyla farklı tanımlamaya çalışır. Bu savaş, yalnızca bombaların düştüğü yerlerde yaşanmıyor. Bu savaş aynı zamanda toplumların zihinlerinde kuruluyor. İnsanlar bu savaşlar yüzünden milliyetlere bölünüyor, kimliklere sıkıştırılıyor ve birbirine düşman hâline getiriliyor. Oysa aynı acıyı yaşayanlar, birbirini hiç tanımayan insanlardır. Bir tarafta “biz”, diğer tarafta ise “onlar” diyorlar. Ama ölenler hep aynı: halklar.
İran’ın halkı bu savaşı istemedi. İsrail’de yaşayan toplum bu yıkımı seçmedi. Amerika’da yaşayan milyonlar bu kararları almadı. Ama hepsi aynı bedeli ödüyor. Devletler konuşur ve onların ağzını açtığı her an halklar ölür. Açgözlülük büyüdükçe, sınırlar daha keskin çizilir. Sınırlar keskinleştikçe ise toplumlar arası düşmanlık derinleşir. Ve bu düşmanlık, yalnızca bugünü değil aynı zamanda geleceği de zehirler. Farklı coğrafyalarda yaşayan toplumlar birbirine yabancılaşır, sonra ise beyni yıkanmış toplumlar dogmatik bir şekilde birbirine düşman olur. İşte bu durum aç gözlü devletler yüzündendir! Bu, tesadüf değildir. Bu, bir sistemdir. Uyan artık dünya, Sorun yalnızca bu üç devlet değil. Sorun, devlet fikrinin kendisidir. Gücün merkezileştiği her yapı, eninde sonunda kendisini korumak için insanı harcar. Ve artık bu gerçeği görmemek mümkün değildir. Tüm insanlığa sesleniyorum: Size anlatılan her hikâyeyi sorgulayın. Size çizilen her düşmanı reddedin. Kimliğiniz üzerinden size yüklenen nefreti kabul etmeyin. Çünkü siz birbirinizin düşmanı değilsiniz. Gerçek düşmanlık, halkların birbirine düşman olması değil; halkları yöneten ve onları birbirine düşman eden devletlerin tüm halklar tarafından düşman îlan edilmesidir. Eğer bir değişim olacaksa, bu yukarıdan değil aşağıdan gelecektir. Emirle değil, bilinçle olacaktır. Korkuyla değil, dayanışmayla ve isyanla olacaktır!
Eyyy dünya, Bu mektup sadece bir isyan metni değil. Bu mektup aynı zamanda tarihsel bir uyarıdır. Çünkü eğer bu dünya düzeni olduğu gibi kalırsa ve bu iğrenç dünya düzenini halklar bir kader olarak görürse bugünün savaşları yarının normali olacaktır. Ve o zaman kimse güvende olamayacaktır. Bu durumun yaşanmaması için hadi halklar birleşin! Sizin barış içinde yaşayabilmeniz için tüm devletlerin ortadan kalktığı bir dünyaya ihtiyacınız var! Sizi daha kolay bir şekilde yönetmek için sizi birbirinize düşman eden bu düzen anlayışlarını sorgulayın ve asla korkmayın! Unutmayın, kalıcı bir barış halkların bir kaç tane ideoloji için birbirini yemesiyle değil; ancak insanları harcayan devlet aygıtının kendisi tamamen ortadan kalktığında mümkün olacaktır.
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür