Ateizm Yanılgısı (Ateizm Olmayan Şeyleri Ateizm Zannetmek Üzerine)
Ateizm Nedir?
Ateizm, Tanrı’nın var olmadığına inanan veya Tanrı'nın gerçek olmadığını iddia eden bir din ve inanç olarak tanımlanır. Felsefî çerçevede ateizm bir inançsızlık değildir; güçlü ateizm, Tanrı’nın yokluğunu iddia eden bir metafizik tez olarak ortaya çıkar. Bir varlığın yokluğunu iddia etmek, ontolojik olarak bir önermedir ve bu durum metafizik alanın kapsamına girer. Tanrı kavramı doğaüstü bir varlık olarak tanımlandığında, onun varlığı veya yokluğu hiçbir gözlem ve deneyle kesin bir biçimde kanıtlanamaz. Bu bağlamda, “Tanrı yoktur” önermesi deneysel değil, metafizik bir iddiadır ve felsefî açıdan bu iddia bir inanç niteliği taşır. Dolayısıyla ateizm, kimi zaman yalnızca inanç eksikliği olarak algılansa da, aslında güçlü bir biçimde Tanrı’nın yokluğunu savunan bir metafizik tez olarak değerlendirilir. Bu tez, varlık hakkında ileri sürülen bir iddia niteliği taşıdığı için, felsefî açıdan bir inanç biçimi olarak kabul edilmelidir çünkü teknik olarak Tanrı'nın hem varlığı ve hemde yokluğu kanıtlanamazdır. Ateizm Tanrı kavramı ile ilgili ontolojik bir iddiada bulunduğu için doğrudan metafizik kavramının içine düşmüş olur. Bu durum ise tabii ki bir din olmak demektir. Din tanımlaması her ne kadar insanlar arasında yanlış bir şekilde tanımlansa da felsefî olarak din 3 dala ayrılır; hem metafizik olupta normatif olan her türlü teori, hem metafizik olmayıpta normatif olan her türlü teori ve ideoloji ve hemde metafizik olup da normatif olmayan her türlü teori ve ideoloji din demektir. Bu 3 tanım hâricinde hiçbir şey din kategorisine girmez ama bu 3 tanım kesinlikle din demektir. Ateizm kavramı ise normatif olmayıp metafizik bir iddia olduğu için ateizm kavramı direkt din olmuş olur. İnsanların ateizm kavramını bir din olarak tanımlayamamasındaki sebepte insanların inanmak kavramına yanlış bir açıdan bakıyor olmalarıdır ve ilerleyen bölümlerde 'İnanmak Nedir?' türünden çözümlemelerde yapılacaktır.
İnanmak Ne Demektir?
İnanmak özünde var veya yok olduğunun bilinmediği bir kavram hakkında yapılmış olan her türlü yorumun bir insan tarafından beğenilip beğenilmemesi demektir. Yâni örneğin bir insanın iki saat sonra ölüp ölmeyeceğini bilmeden önce 'ben sanırım iki saat sonra ölmeyeceğim' demesi bir inanma durumudur. Buradaki 'ölmeyeceğim' kelimesi her ne kadar metafizik olmasa da özünde bir inançtır. Çünkü bu cümlede cümleyi kuran insan gerçekten iki saat sonra ölüp ölmeyeceğini bilmemektedir. İşte bu bilmeme hâlinden dolayı böyle bir cümle kuran bir insan bir inanca sâhip olmuş olur. Sâdece bu tür inançlar test edilebilir olduğu için biz bu tür inançlara din demeyiz ama yine de bunlar bir inanma hâlidir. İşte tıpkı bu örnekte olduğu gibi inanmak inanılan kavrama dışsal olarak var olan bir olgudur. Yâni bir insan hem normatif olmayan ve hemde metafizik olmayan bir şeye de inanabilir, bir insan normatif bir sisteme de inanabilir ve bu olduğunda normatif sistemin normatif olması test edilemediği için bu inanmaya bir din deriz ama insan hem normatif olmayan ve hemde aynı zamanda metafizik olmayan bir teoriye inanırsa bu durumda o birey inandığı teori kanıtlanana kadar dini olmayan bir olguya inanmış olur ama bu da bir inanma halidir fakat bu sonuncu inanma hali bir din değildir. İşte tıpkı bu 3 ayrım gibi ateizm kavramında da ateizmin gerçek olduğunu bilmek diye bir şey yoktur. Ateizmin gerçek olduğuna inanmak diye bir şey vardır ve bu durumda bir inanma hâlidir. Bu durum sâdece bir şeyin olmadığına inanmak demektir ama yine de bu durum bir inanma hâlidir. Çünkü bir şeyin gerçekten var olmadığını tenkit edemiyorsanız bu durumda siz o şeyin var olmadığını kimseye kanıtlayamazsınız. Böyle bir durumda ise sizin bir şeyin olmadığına inanmanız sadece bir din olur ve ayrıca "yok" denilen kavramın yokluğunu nedensellik gereği kanıtlayamıyorsak bu durumda nedenselliğin olmadığını kanıtlayamadığı kavram metafizik bir önerme olarak kalır ve işte ateizm kavramı tam olarak böyledir. Bu duruma ise 'inanmamak' diye bir etiket yapıştırmak kategori hatasıdır. Çünkü zâten teist bir insanda ateizme inanmıyor. Veya agnostik bir insanda ateizme inanmıyor. Ya da deist bir insanda ateizme inanmıyor. Ama biz bu durumda deizme, teizme veya agnostisizme 'bunlar bir inançsızlıktır' demiyoruz. Biz bu kavramların her birinin metafizik bir iddia taşıdığını biliyoruz ve bu yüzden biz bunların hepsine inanç ve din diyoruz. İşte bu yüzden ateizm kavramı da bir din ve inançtır. Ateizm sadece teist, deist, panteist, monoteist veya agnostik olmamaya inanmaktır. Ateizm sadece deizmin veya bu tarz teorilerin var olmadığına inanmaktır. Ateizm sadece agnostisizmin olmadığına inanıp Tanrı'nın var olmadığını kanıtlayabileceğimizi iddia etmektir. Bu durum ise hiçte şüpheci bir durum değildir. Ateizm kavramını bir şeylerden şüphe etmek olarak tanımlamak ise çok büyük bir cehâlettir. Sonuç olarak inanmak davranışı bir olgudur ve bu olgunun ateizm ile, teizm ile veya agnostisizm ile bir ilgisi yoktur. İnsan henüz bilmediği herhangi bir şeye zâten inanabilir ve bu inanmanın içine henüz bilmediği şeyin asla gerçekleşmeyecek olduğunu düşünmesi de dâhildir. Sadece biz inanılan şey metafizik bir kavramın olmadığına inanmaya gelince, metafizik olmayıpta normatif olan bir sisteme gelince veya hem metafizik olan ve hemde aynı zamanda normatif olan bir sisteme gelince biz bu tür inançlara din deriz. Bu 3 kategorinin dışındaki inançlara ise ön görü veya tahmin deriz. Yâni ateizm kavramı teknik olarak ön görü veya tahmin tanımlamasına girmez. Ateizm kavramı Tanrı kavramı ile ilgili bir iddiada bulunmak demek olduğu için metafizik kavramının içine girer ve metafizik olan her şey bir dindir. Dolayısıyla ateizm bir dindir ve ateizme 'inançsızlık' demek bir kategori hatasıdır.
'Tanrı Yoktur' Önermesinin Metafizik Kökeni
Güçlü ateizmin temel önermesi, Tanrı’nın yokluğuna dair bir iddiadır. Bu önermeyi dikkatle incelediğimizde, ortaya çıkan durum, söz konusu iddianın deneysel olarak doğrulanamayacağıdır. Tanrı, metafizik bir varlık olarak tanımlandığında, onun varlığı veya yokluğu doğrudan gözlem ve deney ile test edilemez. Bu nedenle, Tanrı’nın yokluğu üzerine yapılan önermeler, ontolojik bir niteliğe sahiptir ve bu metafizik alanın kapsamına girer. Önemle belirtmek gerekir: ateizm kavramını 'Tanrı’yı reddetmek' olarak ifade etmek yanlış olur. Çünkü yok olan bir şeyi reddetmek mantıksal olarak imkânsızdır. Güçlü ateizm, burada yalnızca Tanrı kavramının varlığıyla ilgili bir metafizik iddiada bulunur. İddianın mantığı şudur: Eğer Tanrı var olsaydı onun varlığı metafizik veya ontolojik bir gerçeklik olarak ele alınabilirdi; ancak burada şöyle bir durum var; Tanrı'nın yokluğu iddiası, bu varlığın ontolojik olarak tartışılabildiği bir metafizik çerçevede anlam kazanır zaten ve tam olarak bu çerçeve Tanrı varken de yokken de direkt metafizik bir alandır. Bu bağlamda, “Tanrı yoktur” önermesi bir gözlem veya deney sonucu değildir; bu önerme metafizik bir tezdir. Önermenin metafizik niteliği, onun bir inanç biçimi olarak sınıflandırılmasını zorunlu kılar. Ateizm, böylece Tanrı kavramı üzerine ileri sürülen bir ontolojik iddia içerir ve bu iddia, felsefî olarak bir inanç ve din kategorisine yerleştirilir. Kısacası güçlü ateizm Tanrı’yı reddetmez; yalnızca Tanrı kavramının varlığı veya yokluğu üzerine bir metafizik iddia ortaya koyar ve büyük bir iddia ile 'Tanrı yoktur' der. Bu iddia ise deneysel olarak kanıtlanamaz ve ontolojik bir önermedir. Böylece, ateizm kendi mantığı içinde bir metafizik inanç olarak konumlanır ve felsefî olarak değerlendirildiğinde ateizm Tanrı kavramını reddetmek falan değil, Tanrı'nın olmadığına dair bir inanç biçimi olarak tanımlanabilir.
Türkiye'de Ateizm Kavramının Bilim Zannedilmesi Üzerine
Türkiye’deki popüler ateizm tartışmalarında sıkça rastlanan bir yanılgı, ateizmin bilimsel bir duruş veya bir olguymuş gibi sunulmasıdır. Bu yanlış algı, genellikle ateizmin rasyonel, deneysel ve gözleme dayalı bir pozisyon olduğu sanrısından kaynaklanır. Sosyal medyada, popüler kültürde ve bazı tartışma platformlarında ateizm, bilimsel metodoloji ile doğrulanabilir bir gerçeklikmiş gibi ele alınır. Oysa felsefî açıdan bakıldığında ateizm, deneysel gözlem veya test ile doğrulanabilir bir olgu değildir. Ateizm, Tanrı kavramı üzerine yapılan bir metafizik iddiayı ifade eder; Tanrı kavramının ise varlığı veya yokluğu deneysel yöntemlerle kanıtlanamaz. Bilimsel yöntem yalnızca doğa içinde gözlemlenebilir ve betimsel olan olgular üzerinde geçerlidir. Tanrı kavramı doğaüstü olduğundan, ateizmin savunduğu önermeler bilimsel kriterlerle değerlendirilemez. Bu yanılgının bir nedeni, ateistlerin rasyonellik ve bilimle kendilerini meşrûlaştırma çabasıdır tıpkı devletlerin kendi aptalca savaşlarını teistik dinleri kullanarak meşrulaştırmaya çalışması gibi. Bir iddianın metafizik olarak tartışılması, onun otomatik olarak bilimsel bir olgu hâline gelemeyeceğini belirtir. Ateizm, ontolojik bir iddiadır ve bu iddianın mantığı, bilimsel kanıt ile değil, felsefî tutarlılık ile değerlendirilir. Dolayısıyla Türkiye’deki popüler ateist yaklaşım, ateizmi sanki doğrudan gözlem ve deneyle doğrulanabilecek bir olguymuş gibi sunarak yanılgıya düşer. Ateizm bir olgu değildir; ateizm bir metafizik iddia ve bir inanç sistemidir. Ateizm, bilimsel bir keşif değil, felsefî bir duruş ve metafizik bir değerlendirmedir.
Ateizm Neden Tanrı Kavramını Reddedemez?
Türkiye’de ve dünya genelindeki ateist kesimde sıkça rastlanan bir ifade vardır: 'Ben Tanrı’yı reddediyorum.' Bu cümle, ateist söylemin popüler bir parçası hâline gelmiş olsa da, felsefî açıdan içsel olarak çelişkilidir. Mantık basittir: teknik olarak yalnızca var olan bir şeyi reddetmek mümkündür. Yok olan bir şeyi reddetmek ise imkânsızdır, çünkü böyle bir durumda reddedilecek bir varlık zaten bulunmamaktadır. Ateizm, Tanrı kavramının varlığı veya yokluğu üzerine yapılan bir metafizik iddiadır. Burada ortaya çıkan durum, Tanrı’yı reddetmenin değil, Tanrı kavramının metafizik olarak incelenmesinin söz konusu olduğudur. Bir ateist “Tanrı’yı reddediyorum” dediğinde, aslında metafizik olarak varlığı veya yokluğu kanıtlanamayan bir kavramın olmadığına inandığı hâlde sanki bir Tanrı varmış gibi onu reddettiğini ifade etmektedir. Bu ifade içsel olarak çelişkilidir. Çünkü Tanrı'nın olmadığına inanmak ve bu olasılığa îman etmek bir kavram hakkında hiçbir yorum yapılamayacağının ve yok olan kavrama hiçbir şekilde bir etkide bulunulamayacağının iddia edilmesidir. Örneğin kare şeklinde bir üçgen yoktur ve durum böyle olduğunda o zaman teknik olarak kare şeklinde bir üçgen tanımlamasına karşı çıkmak veya bu tanımlamanın ifade ettiği şeyi reddetmek diye bir şey yoktur. Yok olan bir şeye kavramda denemeyeceği için yok olan şeye karşı da çıkılamaz, yok olan bir şeye isyan da edilemez ve yok olan bir şey reddedilemez de. Güncel ve Türkiyedeki ateistler ise sürekli kendilerine göre yok olan şeye karşı çıktığını zannederek kendilerine göre olmayan şeye 'ben bunu reddediyorum' diye gösteriş yapmaktadır. Daha yok olan bir şeyin asla reddedilemeyeceğini anlayamayan bir kesimdir Türkiyedeki ateist kesim ve bu cehâlet dünyada da vardır. Bu durum ise çok büyük bir dogmatizmin ve duygusal mastürbasyonun bir ürünüdür. Gerçek nedensellik ise ancak var olan bir şeyin red konusu olabileceğini bize söyler. Yâni kısacası gerçek bir nedenselliğe göre eğer bir Tanrı varsa ona karşı çıkılabilir, eğer bir Tanrı varsa o reddedilebilir, eğer bir Tanrı varsa ona isyan edilebilir veya ancak bu durumda bir Tanrıya hakaret edilebilirdir. Fakat eğer Tanrı yoksa ortada metafizik anlamda isyan edilebilecek veya reddedilebilecek bir şeyde yoktur. Güncel ateistlerin bu hakikâti anlayamamasındaki sebepte ontolojik değil literatürel düşünmesidir. Literatürel düşündüğümüz zaman zaten her şey ile dalga geçilip her şeye 'ben bunu reddediyorum' demenin mantıklı bir şey olduğunu zannedebiliriz. Fakat felsefî ve ontolojik bir gözle incelediğimizde durum zannettiğimizden çok daha farklı bir boyuta erişir. Tanrı'nın yokluğu ve varlığı bazı bizâtihi sonuçlar doğurmaktadır ve bu bizâtihi sonuçlara hiç kimse karar veremez. İşte bu sebeplerden dolayı eğer bir Tanrı varsa ona isyan edilebilir, ondan nefret edilebilir veya bu durumda ona 'seni reddediyorum' denebilir. Ama eğer bir Tanrı yoksa ona asla isyan edilemez veya böyle bir durumda Tanrı reddedilemez. Ateistlerin kendilerine göre olmayan bir şeye isyan ettiğini zannetmesi ise sadece basit bir özentilik ve duygusal mastürbasyondur. Bu algıda seçicilik ise felsefenin ve ateizmin içini oymaktan başka hiçbir şey değildir ve zaten gerçek felsefe târihi ve nedensellik olmayan bir şeye asla karşı çıkılamayacağını ve ancak var olan bir şeye veya ancak var olduğuna inanılan bir şeye karşı çıkılabileceğini veya ancak inanılan bir şeyin reddedilebileceğini bilmektedir. Dolayısıyla hem Türkiyedeki ve hemde dünyadaki ateistler çok dogmatik, çok duygusal mastürbasyoncu ve çok itaâtkârdır. Hiç birinde de bir soruşturma durumu veya bir felsefî düşünme becerisi yoktur ve bazı ateistlerin zekî olması da zaten ateizmin başarısı değildir. Dolayısıyla ateizm kavramı Tanrıyı reddetmemektedir. Ateizm kavramı yalnızca Tanrı'nın var olmadığına inanıp bu olasılığa sorgusuz sualsiz îman etmektedir. Bu durum ise çok büyük bir zekâyı veya bilimi gerektirmemektedir. Ateist bir bireyin zekî olması ise ateizmin değil bireyin başarısıdır. Ateist bir insanın zekî veya bilgili olmasını ateizm dini ile sentezlemek ise cehâletin ve zekî olmamanın bir getirisidir.
Sonuç ve Değerlendirme
'Ateizm Yanılgısı' makalesinde ele aldığımız tüm bölümler, ateizmin felsefî ve metafizik niteliğini ortaya koymak amacıyla bir araya getirildi. İlk bölümde, ateizmin bir inançsızlık hâli olmadığı; aksine ateizmin Tanrı’nın varlığı veya yokluğu üzerine yapılan bir metafizik iddia olduğu gösterildi. Bu iddianın ontolojik bir önermeye dayandığı ve deneysel olarak doğrulanamayacağı tartışıldı. Ateizm, bu bağlamda güçlü bir metafizik tez olarak felsefî değerlendirmeye tâbi tutuldu. İkinci bölümde, inanmak kavramının tanımı yapıldı ve metafizik ile test edilebilir önermeler arasındaki ayrım netleştirildi. İnsan, bilinmeyen veya herhangi metafizik bir kavrama inanabilir; bu inanç, ister doğaüstü bir varlık hakkında olsun ve isterse de metafizik olmayan ama normatif olan bir sistem üzerine kurulu olsun, ontolojik olarak bir inanç hâlidir. Ateizm, Tanrı kavramının var olmadığına inanmak şeklinde kendisini ortaya koyar ve böylece ateizm inanç ve din kategorisine düşer. Üçüncü bölüm, “Tanrı yoktur” önermesinin metafizik bir iddia olduğunu ve ateizmin Tanrı’yı reddetmediğini vurguladı. 'Yok olan bir şeyi reddetmek imkânsızdır' ateizm, var olmayan bir şeye karşı bir reddediş değil, metafizik olarak tartışılan bir iddiaya karşı metafizik bir duruş sergiler. Bu durum, ateizmin mantığını ve felsefî temelini doğru bir biçimde anlamak için kritik bir noktadır. Dördüncü bölümde Türkiye’deki popüler ateizm yanılgısı ele alındı. Ateizmin bilimsel bir olguymuş gibi sunulması, metafizik ve felsefî gerçekleri çarpıtmaktadır. Ateizm, deneysel yöntemlerle doğrulanabilecek bir pozisyon değildir; ateizm bir metafizik iddia ve inanç sistemidir. Türkiye’deki ve dünyadaki ateist yaklaşım, bu gerçeği anlamaktan uzak, çoğu zaman dogmatik ve gösteriş odaklı bir yaklaşım sergilemektedir. Beşinici bölümde ise ateizmin Tanrı’yı reddedemediği açıklandı ve bu tespit şu cümle ile temellendirildi: 'Ontolojik olarak yalnızca var olan bir şeye karşı çıkılabilir; yok olan bir şey ise reddedilemez'. Bu bağlamda, Türkiye’deki ateistlerin kendilerine göre olmayan bir şeye “reddediyorum” demesi içsel olarak çelişkili bir tutumdur. Ateizm kendisine göre var olmayan bir kavramın yokluğunu kabul eden ve bu duruma îman eden metafizik bir inanç sistemidir. Sonuç olarak, tüm bu bölümler bir araya getirildiğinde, ateizm artık bir 'inançsızlık' olarak görülemez. Ateizm, Tanrı kavramı üzerine yapılan metafizik bir iddia olarak bir dindir. Her ne kadar popüler algıda “bilimsel, rasyonel ve reddedici bir pozisyon” gibi sunulsa da, felsefî olarak ateizm bir metafizik inanç ve bir dinî duruş niteliği taşır. Ateizm, varlığı veya yokluğu kanıtlanamayan bir kavrama karşı ontolojik bir iddiada bulunur; bu durum ise deneysel veya gözlemsel bir olgu değildir. Bu nedenle, ateizm felsefî ve metafizik anlamda bir dindir, sadece ateizm içerik ve yönelim itibariyle teist, deist,agnostik veya panteist olmayan bir dindir hepsi bu...
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür