Türkiye'deki Cehâlet ve Buhran Üzerine
Türkiye'de çoğu insan sadece kendisini doğru zannetmektedir ve bu durum çok büyük bir buhrandır. Türkiye'de her türlü kesim ister siyasal bir kesim olsun ve isterse de siyasal olmayan bir kesim olmuş olsun herkes kendi dogmalarını ve kendi hiçbir işe yaramayan ve hatta felsefî olarak da hiçbir şey ifade etmeyen ideolojileri ve zihniyetleri birbirine empoze ederek ve kendi empoze davranışlarını "vatanseverlik" zannederek kendi statükolarının duygusal mastürbasyonluğunu yapmaya çalışmaktadır ve Türkiye coğrafyasında tam olarak bu tutum haricinde hiçbir şey aslında yoktur. Bu tutum ise felsefî olarak da, bilimsel olarak da ve aynı zamanda sosyolojik olarak da Türkiye toplumuna hiçbir şey kazandırmayacak olan bir cehâlet türüdür. Bu tür bir fanatizm düşüncenin önünü tıkamaktadır ve bu tür bir fanatizm insanların eleştirel düşünme becerisini çok fazla köreltmektedir. Birde Türkiye toplumu siyasi ideoloji savunma meselesini bir vatan meselesi zannetmektedir ama hâlbuki böyle bir saçmalık söz konusu değildir. Siyasi ideoloji ve devlet kavramını "vatan" zannetmek bir tane tarikat bozuntusunun bir deniz ile, bir ağaç ile, jeoloji ile veya coğrafya bilimi ile bir sayılması demektir ve tam olarak bu algı çok büyük bir ahlâksızlıktır. Peki Türkiye toplumu bunu niçin yapmaktadır? Cevabı çok basittir ama rahatsız edicidir: bu tutumun kaynağı özgüven eksikliğidir. Türkiye'de Kendi ürettiği özgün bir düşünce ortaya koyamayan her kesim, bu boşluğu hazır bir ideolojiye yaslanarak kapatmaya çalışır. Örneğin atatürkçüler sürekli şeriat denilen ideolojiyi kullanarak Mustafa Kemal Atatürk'ü kendilerince meşûlaştırmaya çalışmaktadır ve ayrıca şeriat veya Osmanlıcılık gibi bir ideoloji yokken hiç kimsenin atatürkçülüğe ihtiyacı yoktur. Aynı şekilde Osmanlıcılar sürekli batı devletlerini ve onların aptallıklarını kullanarak Osmanlı Devleti denilen tarikatı meşrûlaştırmaya çalışmaktadır. Aynı şekilde yine atatürkçüler Monarşi ideolojisini kullanarak Temsilî Demokrasi denilen ideolojiyi meşrûlaştırmaya çalışmaktadır. Sosyalistler yine aynı şekilde kapitalizmi ve rekabet kavramının zorbalıklarını kullanarak kendilerini haklamaya çalışmaktadır ve bu davranışları uygulayan kesimlerin hepsinin psikolojisi ve niyeti tamamen ayıdır: Kendi siyasi ideolojisini egemen kılmak ve bu egemenlik aracılığıyla kendisinden görece daha aşağı olan bir başka ideolojiyi ve kesimi küçümsemek. Hemen herkesin niyeti tam olarak bu zaten emin olabilirsiniz. Her bir siyasi kesim ve hatta siyasi olmayanlar da dahil olmak üzere kendisini "âsi" zannetmektedir fakat pratikte her kesim işin sonunda diğer herkesin kendisine itaât etmesini istemektedir ve tam olarak bu durum içsel olarak tutarsızlıktır. Sizin kolektivist bir ahmak olarak liberal bir ahmağın kendi ideolojisindeki burjuvasal teorilere karşı olmanız sizin bir devrimci olduğunuz anlamına gelmez. Bu durum sadece sizin kendi ideolojinizin iktidarlığını kurmak istediğiniz anlamına gelir ve bu durum kapitalizmi savunan bir liberalden farksız olmak demektir. Çünkü her şeyden önce "sana şunu söylüyorsam bunu sorgulamadan yapacaksın" dili her siyâsette bizâtihi olarak mevcuttur. Bir kere her şeyden önce neden bu dilin bir "hak" olarak tanımlandığını tartışalım bence. Çünkü sen tamamen aynı niyette ve aynı dilde olup da Monarşiden Temsilî Demokrasiye geçip bunu bir "yenilik" veya bir "ilerleme" gibi sunarsan bu durum Monarşi ideolojisinin Despotizmi veya Oligarşiyi kullanarak kendisini haklamaya çalışması ile tamamen aynı şey olmuş olur ve tam olarak bu tutum bir manipülasyondur. Çünkü Monarşi, Oligarşi, Kapitalizm veya Despotizm gibi bir ideoloji yokken hiç kimsenin Sosyalizm'e veya Temsilî Demokrasi'ye ihtiyacı yoktur! Siz kimi kandırıyorsunuz böyle! Gitmişsiniz 5500 sene önce, 4000 sene önce ve 600 sene önce saçma sapan devletler kurmuşsunuz ve bunu hiç kimseye sormadan zorla uygulamışsınız. Sonra da kalkıp Atatürkçülüğün, Sosyalizm'in veya Demokrasi'nin insanlığa bir "özgürlük" getirdiğini iddia ediyorsunuz. Bu düpedüz bir sahtekârlıktır. Sizin insanlık olarak hiçbir işe yaramayan ve boşu boşuna insanları birbirine düşman ederek kendi varlığını meşrûlaştırmaya çalışan devlet sistemleriniz hiç var olmasaydı hiç kimsenin bir "kurtarıcı"ya ihtiyacı kalmayacaktı. Siz tüm kesimler olarak ve hatta tüm dünya toplumları olarak bir işe yaramaz devletin ahlâksızlıklarını bir başka devletin ahlâksız ideolojisini meşrûlaştırmak için kullanan bir ahlâksızsınız başka da hiçbir şey değilsiniz!
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür