NOMASTER
FELSEFE

Mihail Bakunin'in "Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" Sözü Üzerine Bir Değerlendirme

NOMASTER.com.tr

"Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" sözünü ilk kez duyduğunuzda ne hissederdiniz? Cehâlet içinde olan biri, bu sözü büyük ihtimalle bir şiddet çağrısı, bir kavga hâli ya da bir hakaret olarak okurdu. Oysa bu söz ne şiddettir, ne kavgadır, ne de hakaret. Bu söz; toplumsal değerlerin, siyasal sistemlerin ya da herhangi bir sosyal teorinin ancak belirli bir yıkım sürecinden sonra yerini yeni bir teoriye bırakabileceğini ve hiçbir siyasal sistemin bir öncekini yıkmadan kurulamayacağını iddia eden bir sözdür. Bu sözün sâhibi, ünlü anarşist filozof Mihail Bakunin'dir. Bakunin bu cümleyi ilk kez 1842 yılında, kendi kaleme aldığı "Die Reaktion in Deutschland" — Türkçe adıyla "Almanya'da Gericilik" — başlıklı makalesinin son sözü olarak kullanmış; o günden sonra da "Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" sözü târihe geçmiştir. Bakunin bu sözle, herhangi bir toplumsal ya da siyasal düzenin yıkılmadan yenisinin kurulamayacağını anlatmak istemiştir. Ona göre her siyasal ve her toplumsal yıkım, yeni bir toplumsal düzenin temellerini atan yegâne tutumdur; hiçbir yeni sosyal teori, eski düzen yıkılmadan hayata geçirilemez. Öncelikle şunu belirteyim: bu, bana göre de doğru ve haklı bir argümandır. Ne var ki aynı söz yalnızca Bakunin'in niyetiyle okunduğunda bana eksik geliyor. Bu metinde, o eksikliği gidermeye çalışan ve yine aynı sözü dile getiren bir bakış açısı sunmak istiyorum. Şu soruyla başlayalım: "Yıkmak Ne Demektir?" Bana göre yıkmak; bir şeyi dönüştürmek, onu olduğundan daha verimli bir hâle getirmek, her ideolojinin ve her varlığın içindeki argümanları bütünden kopararak yeni bir argüman oluşturmak ve kopardığımız bu parçaları başka yeni teorilerle yeniden sentezlemektir. Örneğin Charles Darwin'den önce biyolojide hâkim görüş, türlerin değişmez olduğu yönündeydi; Darwin ise doğal seçilim kuramıyla türlerin zaman içinde evrimleşebileceğini bilimsel olarak temellendirdi. İşte bu, bana göre tam olarak "Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" sözünün pratikteki karşılığıdır. Meseleyi biraz daha felsefî bir düzeyde ele alırsam: bana göre bu sözün asıl anlamı, herhangi bir konuda, herhangi bir kavram hakkında ya da herhangi bir yaşam düzeninde anlık bir yıkım gerçekleşmeden yeni bir hayatın kurulamayacağını; felsefede ise eski bir teoriyi eleştirmeden ortaya bir yenilik konulamayacağını iddia etmektir. İşte bu anlamıyla Bakunin'in cümlesini dönüştürerek yeniden kuruyor ve büyük bir samimiyetle ben de "Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" diyorum. Bakunin bu sözü daha çok siyasal ve toplumsal bir anlamda söylerken, ben ise bu sözü tüm felsefe târihi için, tüm hayat için ve her türlü ideoloji ve teori için söylüyorum. Benim niyetimle bakıldığında neredeyse her yenilik, her eski teoriyi rasyonel bir biçimde eleştirmek, hatta genel olarak felsefe yapmak, bir şeyi yıkıp yerine yeni bir teori koymak demektir. Dolayısıyla Bakunin'in sözünü bu niyetle okuduğumuzda, "Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" sözü felsefe kavramının temeli, hatta olmazsa olmazı hâline gelir. Bakunin bu sözü sosyal ve siyasal bir niyetle söylerken, ben ise bu sözü epistemolojik ve sosyal bir niyetle söylüyorum. O, "yeni bir toplumun kurulması için eskisini tamamen yıkmak gerekir" demek isterken; ben ise herhangi bir teori, ideoloji ya da yaşam tarzı ve bütün bilimsel teoriler söz konusu olduğunda, mevcut bir görüş yıkılmadan yeni bir teorinin doğamayacağını söylüyorum. Aslında ikimiz de bu cümleye benzer bir anlam yüklüyoruz; ama bu benzer anlamı farklı konular için dile getiriyoruz. Bana göre "Yıkma Tutkusu Aynı Zamanda Yaratıcı Bir Tutkudur" sözü, sosyal bir söz olduğu kadar epistemolojik bir sözdür de. Bu söz, her yenilik için yeni teorinin kendisiyle çelişen herhangi bir kuramı ya da bilgiyi yıkması gerektiğini ve ancak böyle bir yıkım gerçekleştiğinde yenilik getiren bir bilginin ortaya çıkabileceğini iddia eder — ve bu bakış açısı Bakunin'in niyetinden bir nebze farklıdır. Dolayısıyla bu söze benim niyetimle baktığımızda daha epistemolojik bir sonuca; Bakunin'in niyetiyle baktığımızda ise toplumsal ve siyasal değerlerin yıkılmasının, yeni bir toplum teorisi ortaya koymanın en önemli yolu olduğu sonucuna varırız ve bana göre bu iki niyet de haklı ve doğru bir argümana sâhiptir.

Yazar: Oğuzhan Kurt

↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE  ·  TÜM İÇERİK

© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür