Laiklik Kavramına Anarşist Bir Bakış
Laiklik tanımlaması her geçen gün biraz daha yıpranıyorken laiklik kavramı ile ilgili bir felsefe metini yazmak istedim ve o yüzden bu metini şuan size sunuyorum. İlk önce "Laiklik" kelimesinin etimolojik anlamına bir bakalım ve sonra ise bu anlam üzerinden felsefe yapalım: Laiklik kelimesi etimolojik olarak ilk önce Antik Yunanca dilinden doğmuş bir kelimedir. bu kelimenin etimolojik hali "λαός (laos)" dur ve "laos" tanımlaması "din adamı olmayan", "ruhban sınıfına dahil olmayan" ve "halk dan yana olan" demektir. bu üç tanımlama hakkında biraz düşünelim istiyorum: "din adamı olmayan", "ruhban sınıfına dahil olmayan" ve "halk dan yana olan" ne demektir? ilk önce "din adamı olmayan" tanımlamasından başlayalım: ama ilk önce şunu konuşalım: "Din Nedir?" Bu soruya cevap vermeden din adamı olmak ne demek bunu anlayamayız çünkü. Din felsefî olarak hem metafizik olup da normatif olan her türlü teori, hem metafizik olup da normatif olmayan her türlü teori ve hemde metafizik olmasa da normatif olan her türlü teori ve ideoloji demektir. Yani kısacası her ideoloji ve her normatif sistem bir dindir. Çünkü bilim ve nedensellik kavramında bu ikisine içkin olarak normatif olan hiçbir şey yoktur. Bilim ve nedensellik sadece "olan" ı açıklar ama bilim ve nedensellik hiçbir zaman bize "olması gereken"i veya "olmaması gereken"i ifade etmez. bilimden veya genel olarak betimsel hayattan keyfî olarak normatif önermeler çıkartmak bir kategori hatası yapmak demektir ve tam olarak bu yüzden ister metafizik olsun ve isterse de metafizik olmamış olsun her normatif sistem bir dindir. Yani bir insanın bir başka insanı öldürmemesi bir betimsel olgudur ve tam olarak bu yüzden bir insanın bir başka insanı öldürmemesi bir din değildir. Fakat böyle bir durumdan normatiflik çıkamaz. Yani "bir insanın bir insanı öldürmemesi" olgusu bize hiçbir zaman "bir insanı öldürmemelisin" diyemez. birinci cümle bilimdir fakat ikinci cümle dindir. Bu mantık ile bakacak olursak zaten bir çok teori ve hatta her ideoloji bir din olmuş olur. Çünkü ideoloji demek ya normatif olan herhangi bir sistem ya da normatif olmasa da metafizik olan herhangi bir teori demektir. Zâten tam olarak bu sebepden dolayı Ateizm hem bir ideolojidir ve hemde bir dindir. Ateizm ideolojisi her ne kadar normatif konuşmasa da "Tanrı Yoktur" önermesi doğrudan bir metafizik iddia olduğu için ve bilim kavramında metafizik diye bir tanımlama tamamen olmadığı için Ateizm kavramı bir din ve ideoloji olmuş olur. Çünkü bir şeyi "yok" diye tanımlamak bu "yok" denilen şey ister metafizik bir şey olsun ve isterse de metafizik olmayan bir şey olsun "yok" kelimesi kendisinin var olmadığını iddia ettiği kavram ile ilgili bir yorumda bulunmak demektir ve biz burada yorumlanan kavramın nasıl yorumlandığına bakmayız. Biz burada yorumlanan şey ile ilgili olan her türlü dolaylı yorumun o yorumlanan şey ile aynı kategoride olması gerektiğini biliriz. Buna bir örnek verecek olursak şu örneği verebiliriz; bir insan deist bir diğer insan ise teist olabilir ve bu iki insan birbirine katılmayarak biri "Tanrı var ama insanlığa bir öğreti göndermedi" bir diğeri ise "Tanrı var ve insanlığa bir öğreti gönderdi" diyebilir. Şimdi zâten teknik olarak buradaki teistte deiste ve deist ise teiste inanmamaktadır. Ama biz bu ortamda deiste veya teiste "siz inançsızsınız" demeyiz. Çünkü biz felsefî olarak biliriz ki zâten her bir metafizik iddia bir diğerine inanmamaktadır ve bu durum metafizik teorilerin birini din ötekini ise din dışı yapmaz. Tam olarak aynı mantığı niçin Ateizm kavramına uygulayamadığınızı sormak istiyorum size? Yani neden bir deist bir teiste inanmadığında "inançsız" olmuyor da bir ateist tamamen aynı teizme inanmadığı zaman inançsız oluyor? Bu çifte standartçılığın felsefî ve ontolojik sebebi nedir? Tabii ki hiçbir şey. Bu çifte standartçılık sadece boş bir duygusal mastürbasyondur başka hiçbir şey değildir. Burada şunu da belirtmek gerekir: Biz teizm, deizm veya monoteizm gibi kavramlara neden din deriz? Sadece Tanrıya "var" dedikleri için mi? Eğer böyle zannediyorsanız felsefe ve bilim bilmiyorsunuz demektir. Bizim insanlık olarak teizme, deizme veya monoteizme din dememizin sebebi metafizik olup da normatif olan, metafizik olup da normatif olmayan veya normatif olup da metafizik olmayan denilen 3 tanımlamadan herhangi birine girdiği için biz teizme, deizme ve monoteizme din deriz. Yani buradaki kavramlara din dememizin sebebi Tanrı'dan bahsetmeleri değildir. Tanrı'dan bahsetmek yalnızca bir din kategorisidir ama daha 2 tane daha bilim dışı kategori vardır ve diğer 2 kategoriye giren her şey de yine bir dindir. Bizim burada teizme, deizme ve monoteizme din dememizin sebebi metafizik olup da normatif veya metafizik olup da normatif olmayan bir teori olmalarıdır. Yani anlayacağınız bu dinlerdeki metafizik Tanrı tasavvuru "Tanrı Yoktur" cümlesi ile aynı kategoriye yani metafizik kavramına girmektedir. sadece "Tanrı Yoktur" cümlesi teist, monoteist ve deist olmayan yani ateist olan bir dindir ve "Tanrı Vardır" cümlesi ise Teist, Monoteist veya Deist olabilecek bir dindir hepsi bu ve burada bizim din tanımı yaparken hangi dinin ne iddia eddiği bizi ilgilendirmiyor. biz sadece 3'lü din tanımına bakıyoruz ve bu tanımlamaya göre bir şeylere "Din" bir şeylere ise "Din Değil" diyoruz ve Ateizm denilen teori hiç de "Din Değil" kategorisine girmiyor. Ateizm teorisi normatif olmayıp da metafizik olan teori kategorisine giriyor ve bu kategori de din demektir zâten. Din kavramını tanımladığımıza göre artık laiklik kavramına geri dönebiliriz. Din adamı olmayan ne demektir diye sorgulamaya başlıyorduk onu konuşalım: din adamı din tanımı gereği herhangi bir normatif sistem ya da normatif olmasa da metafizik olan herhangi bir teori adına insanları yöneten, onları hizaya sokan ve bir şekilde insanlardan itaât bekleyen kişi ve kurumlar demektir ve burada metafizik kavramı sadece bir ruhban sınıfı türünün kullandığı din anlayışıdır. Ama daha bir sürü dini hiyerarşikleştiren kurumlar ve insanlar vardır ve bu durumda onlarda ruhban sınıfı olmuş olur ve eğer laiklik ruhban sınıfından yana olmayan ya da ruhban sınıfının var olmaması demek ise diğer ruhban sınıfları da yok edilmelidir. Örneğin bir şirkette bir burjuva herkese "bu şirkette takım elbise giyilmelidir" derse bu cümle normatif olduğu için direkt dindir. Ayrıca bilimde bir şeyin bir diğer şeyden daha değerli olması diye bir şey var olmadığı için her türlü hiyerarşik yapı da bir dindir onu da belirteyim. Tam olarak bu sebepden dolayı hiyerarşik bir ilişki biçimi olan bir şirketteki burjuva bir ruhban sınıfıdır. Çünkü bu ilişkideki burjuva veya patron da insanların "ruhban sınıfı" olarak tanımladığı yapıların tamamen aynısını yapmaktadır. İnsanlara bir öğreti verirler ve teknik olarak her öğreti bir dindir. Sonra bazı kurallara, ilkelere ve belli başlı hitabet şekillerine herkesin itaât etmesini beklerler ve zâten bu tutum daha baştan ruhban sınıfı olmak demektir ve sonra ise insanlara para karşılığı "güzel" bir hayat sunacaklarını iddia ederler ve bu hayatta arsa satma meselesini "maaş" diye tanımlarlar. Yani tamamen ruhban sınıfı kavramı ile veya bir kilise devleti kavramı ile aynı şeyi yapmaktadır her türlü siyâset ve her türlü devlet. İster sosyalist bir devlet olsun ve isterse de başka türlü bir devlet olsun sistem aynıdır: senin seçmediğin bir ideoloji uğruna ömrünü zorla feda et ve bu fedakarlığın bedeli tıpkı kilise devletlerinin yaptığı şey gibi hayattan arsa almak olsun. Kilise devletleri cennetten arsa satmaya çalışıyordu modern devletler ise mülkiyet, sosyal statü ve hukukî ilişkiler satarak insanlara yine hayattan arsa satmaktadır ve bu ikisi arasında hiçbir fark yoktur. Bunların ikisi de yine bir ruhban sınıfı yaratmaktır. Yani örneğin Temsilî Demokrasi rejiminde çoğunluk denilen zümre tüm toplumun haklarına ve hayatına karar vermektedir ve bu da bir ruhban sınıfı oluşturmaktır çünkü demokraside bir ideolojidir ve her ideoloji bir dindir. Her dinin hiyerarşikleşmesi ise zâten bir ruhban sınıfı oluşturmak demek olduğu için direkt tüm siyasi sistemler bir ruhban sınıfı oluşturmak ve halkı ezmek demektir. Yani kapitalizmde bir ruhban sınıfıdır, demokraside bir ruhban sınıfıdır, sosyalizmde bir ruhban sınıfıdır veya atatürkçülükde bir ruhban sınıfı oluşturmak demektir. Çünkü her siyasi ideoloji bir dindir ve eğer laiklik herkesin dininin kendisine ait olması demek ise o zaman teknik olarak hiçbir siyasi ideoloji kurulamaz ve hiçbir devlet kurulamazdır. Çünkü devlet ve siyâset daha en baştan herkese bir ideoloji empoze eder ve belirli içerikleri dogmalaştırır. Bu dogmalaştırma davranışı ise doğrudan ruhban sınıfı oluşturmak demektir. Bu sebeplerden dolayı eğer laiklik "ruhban sınıfının var olmaması" demek ise o zaman laiklikde kesinlikle hiyerarşi, devlet, hukuk ve otorite olamaz. Çünkü her otorite zâten hiyerarşidir ve her hiyerarşi bir ruhban sınıfı oluşturmak demektir. Buraya kadar beni anladığınızı farz ederek laiklik kelimesinin bir diğer etimolojik anlamını çözümlemeye geçiyorum: halk dan yana olan olmak ne demektir? Halk kelimesi arapça bir kelimedir ve bu kelimenin etimolojik anlamı "ḫalq (خلق)" dır. Bu arapça kelime ise "yaratma, yaratılmış varlıklar" ve "insanlar" demektir. Yani aslında halk kelimesini yaratılmış veya evrimleşerek var olmuş insanlardan oluşan birlikler toplamı diye tanımlasak yanlış bir tanım yapmış olmayız. Peki bir şeyden yana olmak ne demektir? Bir şeyden yana olmak mesela o şey haksız olduğunda da onu desteklemek demek midir? Bana göre bir şeyden yana olmak hayır bu demek değildir. Bana göre bir şeyden yana olmak demek o şeyin haklarını savunmak demektir ve bir şeyden yana olmak demek kesinlikle fanatizm yapmak demek değildir. Peki "yaratılmış insanlar" veya "insanlık" tanımı ile bir şeyin haklarını savunmak ama fanatizm yapmamak birleşirse ne olur? Bu durumda etimolojik olarak laiklik kavramına erişmiş oluruz ama etrafınıza bir bakın bakalım dünyada kaç tane ülkede veya kaç tane toplumda bir halk yani yaratılmış veya evrimleşerek var olmuş insanlık birbirlerinin karakterine veya değerlerine bakmadan birbirlerinin haklarını savunabiliyor? Ya da şöyle sorayım hangi devlet modeli veya hangi siyasi ideoloji kendisine itaât etmek istemeyeni saygı ile karşılıyor? Çünkü hem "ruhban sınıfından olmamak" hem "insanlar veya yaratılmış olan varlıklar" olmak hem de fanatizm yapmadan bir insanın haklarını savunmak anlamında "bir şeyden yana olmak" laiklik kelimesinin etimolojik anlamlarının birleşmesidir ve hiçbir siyâset düzeninde şu son bahsettiğim 3 tanımlamaya giren hiçbir şey yoktur. Peki eğer durum böyle ise siz nasıl herhangi bir devlet modeline "laik" diyebiliyorsunuz? Bu hakkı size kim veriyor? Yani eğer etimolojik ve bilimsel olarak konuşacaksak laiklik kelimesi size bu hakkı vermiyor. Çünkü dediğim gibi bir kere her şeyden önce her siyasi ideoloji bir dindir ve her türlü hiyerarşik yapı bir ruhban sınıfı olmak demektir. Laiklik ise bunun tam tersine hiyerarşinin ve ruhban sınıfının var olmaması demektir. Yani bir yerde siyasi ideoloji varsa orada zâten doğrudan ruhban sınıfı oluşmuş olur ve eğer ancak hiç hiyerarşi ve otorite yoksa ruhban sınıfı ortadan kalkmış diyebiliriz. Bu tespitleri göz önüne aldıktan sonra kendinize bir sorun bakalım: Gerçekten laik bir dünyada mı yaşıyorsunuz yoksa siz sadece bir dogmadan bir başka dogmaya geçmeyi "laiklik" mi zannediyorsunuz? İşte bu sebeplerden dolayı "laik devlet" diye bir şey yoktur. Laiklik siyâsetsizlik, devletsizlik ve otoritesizlik demektir ve her türlü hiyerarşik ilişki bir ruhban sınıfı yaratmak demektir. İşte bu yüzden Anarşi hâlinden başka dünyaya laiklik getiren hiçbir şey yoktur!
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür