Hiyerarşinin Olduğu Yerde Fırsat Eşitliği Olmaz!
Hep "Fırsat Eşitliği Olmalıdır" diyip durur insanlar ama aslında hiç kimse gerçek anlamda fırsat eşitliğinin uygulanmasını istemez veya çoğu insan gerçek bir fırsat eşitliğinden korkar. İlk önce dürüstlük adına fırsat eşitliğinin ne demek olduğunu ifade edelim ve sonra ise bu kavram üzerine felsefe yapalım: Fırsat eşitliği demek herhangi bir olgunun her bir birey ve her bir canlı tarafından aynı anda veya farklı süreçlerde sınırsız bir şekilde gerçekleşebileceğini ve özünde tahakküm olmayan her türlü olgunun bir diğeri ile eşit hak olduğunu iddia eden bir kavramdır. Yani fırsat eşitliği kavramına göre bir birey veya bir canlı bir başka bireye veya canlıya tahakküm kurmadığı sürece istediği her şeyi yapabilir ve bu noktada çıkar çelişkisinin olup olmaması önemli değildir. Şimdi bu tanımlama üzerinden hiyerarşi ve siyâset kavramına bir bakalım istiyorum çünkü eğer gerçek bir fırsat eşitliğinden bahsedecek olursak teknik olarak hiçbir hiyerarşik yapı ve hiçbir siyâset var olamaz. Bunu iddia etmeden önce şunu çözümleyelim: "Hiyerarşi Nedir?" Hiyerarşi, kişi, grup, kurum ya da toplulukların önem, yetki, görev veya statülerine göre belirli bir sıralama içinde düzenlenmesi anlamına gelir. Bu düzenlemede her basamak, üstündeki ve altındaki basamaklarla belirli bir ilişkiye sahiptir ve bu ilişkide hiçbir hiyerarşik basamak bir diğer basamaktaki kesimin veya bireyin yaptığı şeyi yapamaz. Hiyerarşi kavramının özü işte budur. Yani hiyerarşi kavramı herhangi bir üstün yapabildiğini altın yapamaması üzerine kurulu bir sistemdir ve bu sistem hiçte fırsat eşitliğini uygulayan bir sistem değildir. Çünkü her şeyden önce fırsat eşitliği herkesin bir diğer insana karşı "bende senin yaptığın şeyi yapabilirim" demesi ile başlar. Eğer böyle bir cümle bir toplumda dominant değil ise bu durumda o toplumda asla bir fırsat eşitliği yoktur. Fakat böyle bir cümle hiyerarşi kavramı ile taban tabana çelişmektedir. Devlet sistemlerinin "Fırsat Eşitliği" dediği şey sadece bir toplumun içindeki her bir bireyin aynı yetki konumuna gelebilmesi anlamında kullanılan bir tanımlamadır fakat bu durum bir fırsat eşitliği değil, eşitsizliğin başına geçenin sürekli değişmesidir. Yani devlet sistemlerinin ve hiyerarşik yapıların "Fırsat Eşitliği" dediği şey yöneten bireylerin kim olacağının değişebilmesi üzerine kurulu bir sistemdir ve bu durum fırsat eşitliği falan değildir. Çünkü her şeyden önce bir yöneten-yönetilen ilişkisi varsa zaten bu durumda o süreç içerisinde birileri yetki ve hak bakımından birilerinden daha fazla alternatife sahip olmuş olur ve tam olarak bu durum fırsat eşitliğini yok etmektir. Örneğin bir polis polis olduğu süreç içerisinde bir suçluyu yakalayıp hapise atma yetkisine sahiptir ama tamamen aynı yetkiye yakalanan suçlu sahip değildir. Ya da bir hakim herhangi bir sözde suçluya hüküm verme yetkisine sahiptir fakat yargılanan birey kendisini yargıladığı hakime veya bir polise hüküm verme yetkisine sahip değildir. Fırsat eşitliği kavramı herkesin tamamen aynı olguya karşı eşit hakkı olması demek olduğu için ve tam olarak hakimlik gibi, polislik gibi veya hiyerarşik yapılar gibi tanımlamalar bu durumu engellemek demek olduğu için hiyerarşinin veya otoritenin olduğu yerde asla bir fırsat eşitliği olamaz. Otoritenin veya hiyerarşinin bulunduğu bir ortamda fırsat eşitliğinin bulunacağını zannetmek kare şeklinde bir üçgen düşünmeye çalışmak gibidir ve kare şeklinde bir üçgen düşünmek imkânsızdır. Yani kısacası fırsat eşitliği kavramı ile hiyerarşi ve otorite kavramı tamamen çelişir. Bir kere her şeyden önce siyâset kavramı bir toplumun içerisindeki her bireyi o bireylere dışsal bir güce veya o topluma dışsal bir tahakküm aygıtına itaât ettirmek demektir ve itaât demek ise bir kurumun bir diğer insanlardan daha fazla yetkiye ve öneme sahip olması demektir. Eğer birileri birilerinden veya bazı kavramlar bir diğer kavramlardan daha değerli veya daha önemli sayılıyor ise bu durumda asla fırsat eşitliğinden bahsedilemez. Daha basit bir örnek ile meseleyi anlatacak olursak şu örneğide verebiliriz: Bir iş yerindeki patron ile işçi arasındaki ilişki yetki ve hak bakımından direkt eşitsizlik doğurmaktadır. Örneğin kadın bir patron veya kadın bir burjuva erkek bir işçiye emir verdiğinde veya erkek bir burjuva kadın bir işçiye emir verdiğinde bu durum hak bakımından bir eşitsizlik demektir. Fırsat eşitliği kavramı açısından ancak hiç kimse hiç kimseye tahakküm kurmadığı zaman ve hiç kimse hiç kimseye bir emir vermediği zaman herkes eşit haklara sahip olabilmektedir. Her türlü yöneten-yönetilen ilişkisi hak kavramını hiyerarşikleştirmek demek olduğu için her türlü yöneten-yönetilen ilişkisi bir fırsat eşitliği düşmanlığı ve bir haksızlıktır. Ayrıca birde mülkiyet meselesi vardır: Mülkiyet nasıl bir biçimi ile gelirse gelsin her zaman bir bireye veya bir topluluğa "sen bu nesneye dokunamazsın" veya "sen bu fabrikayı izinsiz kullanamazsın" dediği için mülkiyet kavramının var olduğu bir ortamda asla hiç kimse fırsat eşitliğine sahip olamaz. Eğer fırsat eşitliği mevcut ise bu durumda o zaman mülkiyet ortadan kaldırılmalı ve her fabrika hiç kimsenin olmalıdır. Bunların haricinde fırsat eşitliği demek herkesin haklarının eşit olması demek olduğu için insanların değerler hiyerarşisi de burada önemsizdir. Çünkü değerler hiyerarşisi demek de bir olguyu bir diğer olgudan daha öncelikli saymak demektir ve bu durumda bir fırsat eşitliğini engellemek demektir. Gerçek bir fırsat eşitliği kavramında bir erkeğin bir kadın ile seks yapmak istemesi ve seks yapılmak istenen kadının kendisi ile seks yapmak isteyen erkeğe "hayır" demesi aynı anda eşit haktır. Burada bir bireyin "seni arzuluyorum" demesi ile bir diğer bireyin "ben seni istemiyorum" demesi arasında bir hiyerarşi yoktur. Bu ikisi aynı anda eşit haktır. Fırsat eşitliği böyle olur ve hayatta başka bir fırsat eşitliği yoktur. Yani anlayacağınız eğer bir devlet varsa, eğer bir hiyerarşi varsa, eğer herhangi bir mülkiyet biçimi varsa, herhangi bir yöneten-yönetilen ilişkisi varsa veya herhangi bir toplumsal ahlâk varsa bu durumda orada asla bir fırsat eşitliği yoktur. Çünkü bu tür kavramlar her zaman bir olguyu bir diğer olgudan daha değerli veya daha değersiz saymak için vardır ve tam olarak bu potansiyel fırsat eşitliğini engellemek demektir. Yani zâten her siyâsî ideoloji fırsat eşitliğini engeller, her türlü hiyerarşi fırsat eşitliğini engeller veya her türlü devlet modeli fırsat eşitliğini engeller. İnsanlığın fırsat eşitliği tanımlaması tamamen yanlıştır. İnsanlığın ve her siyâsî kesimin "Fırsat Eşitliği" dediği şey sadece kendi kesimlerinin çıkarını bir diğerinden daha üstün saymak ve zorla belirli bir ideolojiye herkesi itaât ettirmek demektir ve bu durum fırsat eşitliği falan değil tam tersine bir yobazlıktır. Unutmayın, eğer bir şeyler bir diğer şeylerden toplumsal ve siyasal olarak daha değerli veya daha değersiz sayılıyorsa bu durumda orada asla fırsat eşitliği yoktur ve eğer hiçbir istek bir diğer istekten daha değerli veya daha değersiz sayılmıyor ise de bu durumda böyle bir coğrafyada hiyerarşi, devlet ve siyâset yoktur. O yüzden modern kıyafetler giyinmeyi "laiklik" zannetmeyi bırakın artık hiçbiriniz aslında laik falan değilsiniz! Hepiniz yalnızca kendi siyasi veya ahlâkî çıkarını bir diğer siyasi veya ahlâkî çıkara egemen kılmak isteyen ve bunun için devletler kurmaya çalışan bir yobazsınız başka da hiçbir şey değilsiniz.
Yazar: Oğuzhan Kurt
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür