NOMASTER
FELSEFE

Anarşizmin Fanatizm Kavramına Bakışı

NOMASTER.com.tr

Anarşizm yalnızca devlet kavramına değil, aynı zamanda fanatizm kavramına da şiddetle karşıdır. Çünkü fanatizm, bir bireyin herhangi bir görüşü veya olguyu, o görüşün veya olgunun içeriğinden bile haberi olmadan dogmatik bir biçimde savunmasıdır. Bu tutum hem bir özentilik hem de bir cehâlettir. Böyle bir tutumun bulunduğu yerde ne bir inkişaf ne de bir özgürlük çıkabilir. Fanatizm, düşüncenin değil; düşüncenin yokluğunun adıdır. İçi boş bir kabuk, üzerine ne yazılmışsa onu sahiplenen ve sahiplendiği şeyi savunurken bile aslında savunduğu şeyin ne olduğunu bilmeyen bir zihnin pozisyonudur. Fanatik insan ne savunduğunu sandığı görüşün tarihini bilir, ne içeriğini, ne çelişkilerini, ne de alternatiflerini. Onu tek bağlayan şey, o görüşü dile getirirken duyduğu kimlik aidiyeti ve sürünün içinde sağladığı güvenlik hissidir. Bu yüzden fanatizm bir düşünce değil; düşünmeden var olabilmenin en kestirme yoludur.

Anarşist düşünce için bu nokta hayatîdir. Çünkü anarşizmin kalbinde özgür akıl, sürekli sorgulayan zihin ve hiçbir otoritenin önünde sessizce eğilmeyen bilinç yer alır. Oysa fanatik tutum tam tersini yapar: sorgulamayı reddeder, eleştiriyi düşmanlık sayar, farklı bir görüşü kendi kimliğine yönelmiş bir saldırı olarak algılar. Fanatizm bu yüzden devletin en sevdiği zihinsel tiptir. Çünkü fanatik, dışarıdan zor uygulanmadan da itaat eden, hatta zorlanmadığı için onu sorgulamayı bile aklına getirmeyen bir kuldur. Devlet kendisine sürekli polis dikemez; ama her insanın zihnine bir fanatizm tohumu ekebilirse, o tohum içeriden çalışan en ucuz polistir. Bayrak fanatizmi, parti fanatizmi, ırk fanatizmi, mezhep fanatizmi, lider fanatizmi — bütün bu biçimler özünde aynı kapıya çıkar: insanın kendi kendisi adına düşünme kapasitesinin teslim alındığı bir zihinsel köleliğe.

Fanatizmin en görünür özelliği savunduğu şeyin içeriğinden bağımsız oluşudur. Bir fanatik için savunulan görüşün doğru olup olmadığı önemsizdir; önemli olan, o görüşü savunma eyleminin ona sağladığı aidiyet hissidir. Bu yüzden fanatizm aslında bir görüşe değil; bir gruba bağlılığın adıdır. Fanatik kendi grubunun savunduğu her şeyi savunur, kendi grubunun reddettiği her şeyi reddeder. Eğer yarın aynı grup bugün savunduğunun tam tersini savunmaya başlarsa, fanatik bir gün içinde yeni pozisyona geçer ve dünden farklı düşündüğünün farkına bile varmaz. Çünkü onun bağlı olduğu şey hiçbir zaman fikir değildi; fikrin sahibi olduğunu sandığı kimlikti. Bu nedenle fanatizm her şeyden önce bir özentiliktir. Fanatik, savunduğu görüşü gerçekten anlamış değildir; o görüşü taşıyanlara benzemeye çalışır. Bir kıyafet gibi giyer, bir aksesuar gibi taşır; ama içeriğine asla nüfuz etmez.

Ve fanatizm aynı zamanda saf bir cehâlettir. Çünkü düşünmek demek, bir görüşün karşıt iddialarını da tanımak, kendi pozisyonunun zayıf yanlarını görmek, gerektiğinde fikrini değiştirebilmek demektir. Fanatik bunu yapamaz; çünkü fikrini değiştirmek onun için fikir değiştirmek değil, kimlik kaybetmektir. Bu yüzden fanatik bilmediği bir şeyi savunurken bile kendinden son derece emindir. Hatta bilmemek onun için bir avantajdır; çünkü ne kadar az bilirse, savunduğu şeyin çelişkileri o kadar az gözüne batar. Sokrates'in en yalın dersi tam burada anlam kazanır: bilmediğini bilmek, bilgeliğin başlangıcıdır. Fanatik ise bilmediğini bilmez; Bilmediği şeyi bilmeden savunur ve bu sanrı ona sahte ve dogmatik bir aidiyet satar. Cehâletin en tehlikeli biçimi cahil olmak değil, kendinin cahil olduğundan habersiz olmaktır.

Bu nedenle anarşist düşünce için fanatizm yalnızca yanlış bir tutum değil; bizzat özgürlüğün öldüğü yerdir. Çünkü özgürlük her şeyden önce zihnin özgürlüğüdür. Bedeni zincirlenmiş ama aklı uyanık bir insan hâlâ özgürlüğe doğru bir yol açabilir; oysa bedeni serbest ama aklı bir dogmaya teslim olmuş bir insan, en geniş özgürlükler içinde bile kuldur. Bir toplumda fanatizm yaygınlaştıkça, o toplumda inkişaf imkânı ortadan kalkar. Çünkü inkişaf, fikirlerin karşılaşmasından, çatışmasından, birbirini sınamasından ve gerektiğinde aşılmasından doğar. Fanatik bunların hiçbirine izin vermez. Onun için her farklı görüş bir hakaret, her sorgulama bir saldırı, her eleştiri bir ihanettir. Böyle bir zihnin egemen olduğu yerde ne sanat gelişir, ne bilim, ne felsefe, ne de gerçek bir insanî ilişki kurulur. Geriye sadece sürünün gürültüsü ve liderlerin sesi kalır.

Anarşist bu yüzden fanatizmi yalnızca dışarıda — devlette, kilisede, partide — değil; öncelikle kendi içinde reddeder. Çünkü anarşizm bir bayrak değil, bir düşünme biçimidir. Anarşist olmak, anarşizmi kimliğe çevirmek değil; her tahakküm biçimini — kendi içselleştirdiklerimiz dahil — sürekli sorgulamaya hazır olmaktır. Anarşizmin kendisi bile fanatikçe savunulduğu anda anarşizm olmaktan çıkar; onun karikatürü, gürültüsü, bir kalıba sıkıştırılmış cesedi olur. Çünkü özünde anarşizm, hiçbir şeyin sorgulanamaz olmadığını söyleyen düşüncenin adıdır. Sorgulanamayan her şey — bir devlet, bir kutsal, bir önder, bir doktrin, hatta bir özgürlük teorisi — sorgulanamadığı ölçüde tahakküm üretir. Bu yüzden fanatizmin panzehiri yeni bir fanatizm değildir; sürekli düşünen, sürekli sınayan, sürekli kendisini bile gözden geçirmeye hazır olan özgür akıldır. Ve böyle bir akıl, otoriteye olduğu kadar dogmaya, dogmaya olduğu kadar da kendi içinden çıkacak yeni dogmalara karşı uyanık kalmak zorundadır. Anarşizmin fanatizme karşı duruşu işte tam olarak budur: düşünmenin yerine sürünün, sorgulamanın yerine sloganın, özgür aklın yerine ezberlenmiş kimliklerin geçtiği her yerde, anarşist isyan daha en başta yükselir.

Yazar: Oğuzhan Kurt

↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE  ·  TÜM İÇERİK

© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür