Pyotr Kropotkin
Anarşizme bilimsel bir temel kazandıran düşünür ve coğrafyacı. Karşılıklı yardımlaşmanın rekabetten çok daha belirleyici bir evrimsel güç olduğunu kanıtlayan.
Biyografi
Pyotr Alekseyeviç Kropotkin, 9 Aralık 1842'de Moskova'da, Rurik Hanedanı'na uzanan köklü bir Rus aristokrat ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası general rütbeli bir Rus subayıydı; ailesi Moskova'nın en eski ve en varlıklı soylularından biriydi. Annesi Kropotkin daha küçük yaştayken hayatını kaybetti; bu erken kayıp onun karakterini derinden şekillendirdi. Küçük Pyotr, dönemin en iyi eğitim kurumlarında özel hocalar tarafından yetiştirildi.
1857'de Petersburg'daki Pazheskiy Korpus'a, yani Saray Paj Okulu'na kabul edildi. Bu, Rusya'nın en seçkin askeri okuluydu ve mezunları genellikle doğrudan saray hizmetine girerdi. Zeki ve çalışkan bir öğrenci olarak okul birinciliğini kazandı; Çar II. Aleksandr'ın saray paj başı seçildi. Ancak sarayın gösterişi ile serfliğin 1861'de kaldırılmasına karşın süren köylü yoksulluğu arasındaki derin çelişki onu giderek bunalttı.
1862'de mezun olduğunda herkes onu prestijli bir saray görevine atanmayı beklerken Kropotkin şaşırtıcı bir tercih yaptı: Sibirya'daki Amur Kazak Alayı'nı seçti. Bu tercih salt romantik bir macera arayışı değildi; Sibirya'nın el değmemiş coğrafyasını bilimsel olarak inceleme fırsatını görmüştü. 1862-1867 yılları arasında Sibirya'da, Mançurya'da ve Kuzey Çin'de kapsamlı keşif ve araştırma gezileri yaptı. Dağ sıralarının jeolojik yapısı, buzul coğrafyası ve nehir sistemleri üzerine çığır açan gözlemler yaptı.
Ama Sibirya'nın asıl dönüştürücü etkisi başka bir yerde gerçekleşti. Devlet mekanizmasının neredeyse hiç ulaşmadığı uzak bölgelerde, Sibiryalı köylülerinin ve göçebe toplulukların nasıl hayatta kaldığını bizzat gördü. Bu insanlar devlet desteği olmaksızın, merkezi bir otorite olmaksızın, karşılıklı yardımlaşma ağları kurarak hem üretiyor hem de topluluk hayatını sürdürüyordu. Kıtlık dönemlerinde paylaşım, yolculuklar için dayanışma, ortak tarım düzenlemeleri — tüm bunlar Kropotkin'in zihninde derin izler bıraktı ve teorisinin hammaddesini oluşturdu.
1867'de Sibirya'dan döndü; Saint Petersburg'da Coğrafya Derneği'nde çalışmaya başladı. 1871'de Finlandiya ve İsveç'te buzul araştırmaları yaptı; İskandinav buzul örtüsünün Orta Avrupa'ya kadar uzandığını kanıtlayan verileri derledi.
1872'de İsviçre'ye yaptığı ziyaret yaşamının seyrini kökten değiştirdi. Cenevre'deki sosyalist çevrelerle tanıştı; ama asıl dönüşüm Jura Dağları'ndaki saatçi işçilerinin öz-örgütlenmesini yakından gözlemlemesiyle gerçekleşti. Jura Federasyonu, Bakunin'in mirasını devralan anarko-sendikalist bir işçi örgütüydü. Fabrikalarda ve atölyelerde işçilerin hiyerarşi olmaksızın, patron olmaksızın, devlet müdahalesi olmaksızın nasıl bir araya gelip kararlar aldığını gördü. Bu deneyim teorisiyle buluştu: Sibirya'da gözlemlediği karşılıklı yardımlaşma, burada somut bir örgütlenme biçimi olarak karşısındaydı.
Rusya'ya döndüğünde Çaykovsky çevresine katıldı; köylüler arasında devrimci çalışmalar yürüttü. 1874'te tutuklandı ve Peter-Paul Kalesi'ne konuldu. İki yıl sonra, 1876'da, hastanenin bahçesinde düzenlenen bir müzikli parti sırasında yaratılan kargaşadan yararlanarak şaşırtıcı bir kaçış gerçekleştirdi. Yurt dışına çıktıktan sonra Fransa ve İsviçre'de anarşist harekette etkin rol üstlendi. 1883'te Lyon'da tutuklandı; üç yıl hapis yattı. Serbest kaldıktan sonra İngiltere'ye yerleşti ve Londra yakınlarında otuz yılı aşkın süre kaldı. Bu dönemde en önemli eserlerini kaleme aldı.
1917 Devrimi'nin ardından Rusya'ya döndü. Yetmiş dört yaşındaydı; hastalıklı ve yorgundu. Ama Bolşevik iktidarına olan muhalefetini hiç gizlemedi. Lenin ile bizzat görüştü; Bolşevik politikalarının işçi öz-yönetimini tasfiye ettiğini, merkeziyetçi bürokratik yapının devrim ideallerini yuttuğunu açıkça söyledi. 8 Şubat 1921'de hayatını kaybetti. Cenaze törenine on binlerce insan katıldı; Bolşevik hapishanelerinden geçici olarak salıverilen anarşist tutukluların da törene katılmasına izin verildi.
Karşılıklı Yardımlaşma Teorisi
Kropotkin'in en kalıcı ve en etkili katkısı, 1902'de yayımladığı Karşılıklı Yardımlaşma: Evrim Faktörü adlı eserdir. Bu kitap, önce Nineteenth Century dergisinde makale dizisi olarak yayımlandı ve döneminde büyük bir entelektüel tartışmaya yol açtı. Hedef aldığı görüş, Thomas Henry Huxley'nin 1888'de yayımladığı makalesinde ileri sürdüğü Sosyal Darwinizm'di.
Huxley'e göre doğa, kesintisiz bir savaş alanıydı: her birey diğerlerine karşı, güçlü zayıfa karşı. Bu yaşam mücadelesi hem doğal hem de kaçınılmazdı. Sosyal Darwinistler bu görüşü topluma uyguluyor; rekabetçi kapitalizmin, sosyal eşitsizliğin ve sömürgeciliğin biyolojik bir zorunluluk olduğunu savunuyordu. Kropotkin bu görüşe hem biyolojik hem de tarihsel kanıtlarla itiraz etti.
Sibirya'daki gözlemlerine dayanarak şunu savundu: Doğada bireyin bireye karşı mücadelesi, hayatta kalmanın birincil mekanizması değildir. Türler içinde ve türler arasında yaygın olan karşılıklı yardımlaşma, özellikle zorlu çevre koşullarında çok daha belirleyici bir evrimsel güçtür. Sibirya'nın uzak ve sert coğrafyasında, rakiplerinden daha iyi hayatta kalanların daha güçlü bireyler olmadığını; aksine daha güçlü işbirliği ağları kuran topluluklar olduğunu gözlemledi.
Kitap boyunca hayvanlar âleminden kapsamlı örnekler sunar: karınca kolonilerinin örgütlenmesi, arı kovanlarının merkezi otorite olmaksızın işleyen karmaşık yapısı, ren geyiklerinin uzun göç yolculuklarındaki dayanışması, kartal ve kargaların tehlike anındaki toplu uyarı sistemleri. Tüm bu örnekler, türlerin en zorlu koşullarda hayatta kalmasını sağlayanın rekabetçi bireycilik değil, işbirliğine dayalı topluluk davranışı olduğunu göstermektedir.
İnsan tarihine geçtiğinde Kropotkin daha da kapsamlı bir tablo çizer. İlkel toplulukların klan dayanışması, Orta Çağ'ın lonca sistemi, köy komünlerinin ortak toprak yönetimi, ortaçağ kentlerinin belediye öz-yönetimi — bunların tümü, merkezi bir devlet olmaksızın işleyen karmaşık ve işlevsel işbirliği ağlarıdır. Devlet bu ağları ortadan kaldırmak için değil, onların üzerine kurulmak için ortaya çıkmıştır; ama zamanla bu doğal dayanışma ağlarını bozmuş ve atomize bireyler üretmiştir.
Kropotkin'in teorisinin siyasi sonucu açıktır: Eğer insanın doğal eğilimi rekabet değil dayanışmaysa, devlet ve kapitalizm bu eğilimi bastıran yapay ve tarihsel kurumlardır. Bunları ortadan kaldırdığınızda insan topluluklarının doğal öz-örgütlenme kapasitesi yeniden açığa çıkacaktır.
Anarko-Komünizm: Ekonomi ve Örgütlenme
Kropotkin'in anarko-komünizmi, Bakunin'in kolektivizmini hem derinleştiren hem de aşan bir modeldir. İki model arasındaki temel fark dağıtım ilkesindedir. Bakunin'de emeğe göre dağıtım esastır: kim daha çok çalışırsa daha çok alır. Kropotkin bu ilkeyi yetersiz bulur.
Gerekçesi güçlüdür: Herhangi bir üretim eylemi, salt o anki işçinin emeğinin ürünü değildir; geçmişte üretilmiş tüm bilginin, tekniğin ve toplumsal mirasın ürünüdür. Bir fabrika işçisi var olan makineleri, önceki kuşakların biriktirdiği teknik bilgiyi ve meslektaşlarıyla kurduğu işbirliğini kullanır. Dolayısıyla üretim toplumsal bir süreçtir ve ürünler de toplumsal ihtiyaçlara göre dağıtılmalıdır. Herkesten kapasitesine göre, herkese ihtiyacına göre — bu formülasyon Marksizm'den önce Kropotkin'de sistemli biçimde teorize edilmiştir.
1892'de yayımladığı Ekmek ve Özgürlük, bu modelin en ayrıntılı sunumudur. Kitap devrimden sonra nasıl bir ekonomik düzen kurulabileceğini pratik düzeyde ele alır. Kropotkin burada son derece somut sorulara yanıt arar: Gıda nasıl üretilip dağıtılacak? Konut sorunu nasıl çözülecek? Çalışma zamanı nasıl düzenlenecek? Bu sorulara verdiği yanıtlar soyut önermeler değil; o dönemin üretim kapasitesine dayanan somut hesaplamalar içerir.
1899'da yayımladığı Alanlar, Fabrikalar ve Atölyeler, merkeziyetsiz üretim modelinin teknik temellerini sunar. Kropotkin burada büyük merkezi fabrikaların zorunlu olmadığını; tarımsal üretimle sanayi üretimini entegre eden küçük ölçekli, kendi kendine yeten bölgesel ekonomilerin mümkün ve verimli olduğunu savunur. Bu yaklaşım, günümüzün ekolojik ekonomi ve yerel kalkınma tartışmalarıyla çarpıcı biçimde örtüşmektedir.
Siyasi örgütlenme açısından Kropotkin, gönüllü federasyonlar ilkesini savunur. Komünler kendi iç işlerinde tam özerkliğe sahiptir; komünler arası ilişkiler, bağlayıcı hiyerarşik kararlar değil, gönüllü anlaşmalar ve koordinasyon aracılığıyla yürütülür. Bu federatif model, Kropotkin'in somut bir örneğini 1860'ların İsviçre'sinde, Jura saatçilerinin örgütlenmesinde gördüğü bir modeldir. Bugün evrimsel biyoloji, primatlar üzerindeki araştırmalar ve davranış ekonomisi Kropotkin'in öngörülerini destekler nitelikte bulgular üretmeye devam etmektedir.
↗ SİTEDE GÖRÜNTÜLE · TÜM İÇERİK
© NOMASTER.com.tr — Tüm düşünceler özgürdür